Finansman krizi

Malum Hazine ve Maliye Bakanı "Dolarla ilgilenmiyor, Dolar kuruna hiç bakmıyor!" Peki, neden bakmıyor? Bakılacak gibi değil de ondan herhalde!.. 8’i zorluyor. "Normal" bir ülkede sadece bu açıklama bile Maliye Bakanının istifasını gerektirirdi. Hele de Türkiye gibi ekonomik mali açıdan dışa bağımlı bir ülkede. Yılda 30-40 milyar dolar dış finansman bulunmadığında ekonominin çarklarının dönmediği bir ülkede… Ama "normal" artık bir nostaljidir, geri gelmeyecek olan.

Bakan Albayrak dolara bakmayınca doların (dış finansmanın) Türkiye ekonomisindeki önemi azalıyor mu peki? Özel sektörün brüt dış borcu 238 milyar dolar seviyesinde. Ayrıca özel sektörün iç piyasadaki bankalara döviz borcu da 197,2 milyar dolar. (Birgün, 08.10.2020) Dolar/Euro arttıkça bu borçlar da durdukları yerde çoğalıyorlar, bilançolar ağırlaştıkça ağırlaşıyor. Sanayinin sırtındaki döviz borcu katlanıyor. Sanayi sermayesi de işçileri daha yoğun sömürmeye yöneliyor. Saatlik işgücü verimi endeksi 2020’nin ilk üç ayında 127,7’den ikinci üç ayında 151,1’e çıkmış (2012 = 100) [DİSK-AR] Reel ücret endeksi ise yerinde saymış. Yani pandemi döneminde işgücü sömürüsünde %20’ye yakın bir sıçrama yaşanmış.

Cari açık Ocak-Ağustos döneminde 26,4 milyar dolar olmuş. 12 aylık cari açık ise 23,2 milyar dolar. (TCMB) Türkiye ekonomisi özellikle de sanayisi makine, aramalı ve hammadde yönünden aşırı ithalat bağımlısı olduğu için ekonominin büyüdüğü, üretimin arttığı dönemlerde cari açık da artıyor. Peki ya ekonominin küçüldüğü, üretimin daraldığı dönemde cari açığın bu denli tırmanmasına ne demeli? Anlaşılan AKP iktidarının ısrarla uyguladığı negatif reel faiz politikasının bir sonucu.

Merkez Bankası’nın döviz rezervleri eriyor. Rezervler 2005’te 44,8 milyar dolar iken, 2020 Ekim ayında 41,4 milyar dolara indi. Temmuz’da brüt rezervlerinin %58,7’si swaplardan (takas sözleşmeleri) oluşuyordu. Ağustos’ta swapların oranı %76,4’e yükseldi. 2013 yılında her 100 dolarlık dış borca karşılık 28,6 döviz rezervi varken 2019’da 18,1; 2020’de 9,8 döviz rezervi kaldı. (Birgün, 15.10.2020) Bu da ülkenin risk birimini (CDS) yükselterek dünya piyasasından kredi bulmasını zorlaştırıyor, daha yüksek faizlerle döviz borcu bulabilmesine yol açıyor.

Turizm sektörünü canlandırmak ve buradan döviz girdisi sağlamak adına malum 1 Haziran’da coronavirus salgını için alınan tedbirler neredeyse tamamen gevşetildi. Bunun halk sağlığına maliyeti yüksek oldu. Ancak beklenen döviz girdisi de elde edilemedi. 2019’daki 37,5 milyarın yanında 2007’de 15 milyar dolar gibi bir giriş bekleniyor. (Cumhuriyet, 15.10.2020) Bu, 2019’a göre %60 oranında bir düşüş anlamına geliyor.

Toparlarsak finansman krizi ekonomide çarkların dönmesini etkileyecek düzeye gelmiş durumda. İktidar acil bir çare arayışı içerisinde doğalgaz-petrol bulmaya kilitlenmiş halde. (Türkiye’nin en büyük ithalat kalemi her daim enerji.) Karadeniz’de 4445 metre derinlikteki varsayılan doğalgaz rezervleri bu krizi ne ölçüde ve ne zaman hafifletir, belli değil. Ama finansman krizinin bir takım acil çözümleri dayattığı aşikâr.

Önceki ve Sonraki Yazılar