Ankara’da Stratejik Düşünce Enstitüsü tarafından, Pakistan’ın Lahor Barış Çalışmaları Enstitüsü ile ortaklaşa uluslararası bir Keşmir konferansı düzenlendi. Hindistan’ın 5 Ağustos’ta aldığı tektaraflı karar ile kendi işgali altındaki Cammu ve Keşmir bölgelerinin özerkliğini kaldırması ve fiili bir ilhak gerçekleştirmesi, konferansın ana gündemiydi. Meseleyi daha önce yine Artı Gerçek’te detaylı olarak ele almıştık.

SDE’nin kendi sitesinde yer alan bilgiye göre, konferansa “Pakistan kontrolündeki Azad Cammu ve Keşmir Cumhurbaşkanı Serdar Mesud Han’ın yanı sıra ABD, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Cezayir, Endonezya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İran, Malezya, Mısır, Özbekistan, Pakistan, Romanya, Rusya, Sri Lanka, Tunus ve Türkiye'den bakan, bakan yardımcısı, devlet adamları, bürokratlar, çok sayıda büyükelçi ve diplomatlar ile askeri yetkililer katıldı.”

Tuhaf olan, Cammu Keşmir’in ilhakını protesto etmek adına yapılan bu konferansa Hindistan’ın Cammu ve Keşmir eyaletinden hiçkimsenin katılmamış olmasıydı. Keza, Cammu ve Keşmir’in bağımsızlığını savunan hiçbir ses de konferansta kendisine yer bulamadı.

Cammu ve Keşmir’i temsil etme vasfı, Pakistan işgali altındaki “Azad Keşmir”in “CumhurbaşkanıSerdar Mesud Han’a bırakılmıştı. Konferansta Keşmir meselesinde Pakistan’ın rolünün tümüyle üstünden atlanırken, sadece Hindistan teşhir edildi ve sorunun çözüm yolu olarak, bütün Cammu ve Keşmir’in Pakistan’a katılmasına işaret edildi. Keza Keşmir meselesi ulusal bir mesele değil, Müslümanların dini bir meselesi olarak ele alındı.

DİYANET KEŞMİRLİLER İÇİN SLOGAN ATACAKMIŞ!


Soldan sağa Ali Erbaş, İsmail Rüştü Cirit, Muhammet Savaş Kafkasyalı, Serdar Mesud Han

Anadolu Ajansı’nın haberine göre; konferansta, Pakistanlı senatör Sherry Rehman, Pakistan Lahor Barış Araştırmaları Merkezi başkanı Shamshad Ahmad Khan, eski İran devlet başkanı Mir Hüseyin Musavi, Sri Lankalı emekli amiral Dr. Jayanath Colombage konuşmuş.

Türkiye’den MHP milletvekili Erhan Akçay, AKP milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve hatta Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit konuşmuş!

Kamuoyunun, Erdoğan ile çay toplamaya gitmesiyle tanıdığı İsmail Rüştü Cirit’in kendi ülkesinde adaletin içine düştüğü içler acısı hal ile ilgili bir açıklamasını işitmedik. OHAL KHK’larıyla yüzbinlerce insanın sorgusuz sualsiz memuriyetten atılmasına, sosyal ölüme mahkûm edilmesine, kitlesel ölçekte insan hakları ihlallerine itiraz ettiğini duymadık. Hal böyleyken, aynı İsmail Rüştü Cirit’in Keşmir’in “insan hakları ihlallerine dair bir samimiyet testi” olduğunu söylemesi ikiyüzlüce değil midir? Siz önce yüksek yargının başında olduğunuz kendi ülkenizdeki samimiyet testlerinden geçseniz?

Keza, kendi ülkesinde Kürt halkı ezilirken, Kürtlerin seçtiği yerel yöneticiler hapse atılır, yerlerine kayyumlar atanırken hiç sesi çıkmayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, “Sloganlarımızı Keşmir halkının mücadelesi için atacağız” demesine ne buyrulur? Kürt halkı için ağzından fısıltı dahi çıkmayan Diyanet, Keşmirliler için slogan atacakmış! Demek ki Diyanet için bir halkın eziliyor olması, hatta Müslüman olması da yetmiyor, illa iktidarın o meselede izlediği politikaya da bakıyor tutum almak için.

PAKİSTAN’IN KEŞMİR SORUNUNDAKİ ROLÜ

Bu haliyle Keşmir konferansı bir Türkiye-Pakistan forumu görünümünü verdi. AKP iktidarının Pakistan’a (muhtemelen Kuzey Suriye harekâtına verdiği desteğe karşılık) mükâfatı gibi duruyor. AKP iktidarı, Keşmir’in işgal edilmesine karşı çıkmıyor, onun Hindistan tarafından işgaline karşı çıkıyor. “Kardeş Pakistan” bütün Keşmir’i işgal etse, sorun kalmayacak. Fakat Keşmir meselesi, tam da 1947’de Pakistan, bağımsız Cammu Keşmir Prensliğini işgal etmeye giriştiği için çıkmamış mıydı? Cammu Keşmir’i Hindistan himayesi aramaya iten, böylece neticede Hindistan işgali altına düşmesine yol açan şey, Pakistan’ın işgal saldırısı değil miydi?

Pakistan, kendi işgali altındaki Keşmir bölümüne “Azad (Özgür) Keşmir” adını vermiştir. Oysa bu, sadece isimde kalan bir özgürlüktür. Örneğin, 1964’te seçilen ilk Azad Keşmir başkanı Hurşid Hasan Hurşid, Pakistan’ın Keşmir’in bağımsızlığını tanımasını talep ettiğinde, Pakistan yönetimi tarafından devrilmiştir. Oysa Hurşid, Pakistan’ın Keşmir’in bağımsızlığını tanımasının, Hindistan işgali altındaki bölgenin de kurtarılmasının yolunu açacağını öne sürmüştü.

KONFERANSTA KEŞMİR’İN BAĞIMSIZLIĞI SAVUNULMADI

Bu konuda görüşüne başvurduğumuz Keşmir için Uluslararası Dayanışma ve Barış Girişimi'nin kurucu başkanı Abdul Quayyam Raja, konferansta Cammu Keşmir’in temsilinin ve Cammu Keşmir perspektifinin bulunmadığını, Keşmir sorununun Pakistan ve Hindistan arasında bir mesele gibi ele alındığını belirtti. Quayyam Raja, yaşamını Cammu ve Keşmir’in yeniden birleşmesi ve bağımsızlığını kazanması davasına adamış bir isim. Bu uğurda 22 yıl da İngiltere’de hapis yattığını not düşelim. Quayyam Raja şu anda Pakistan işgalindeki Azad Keşmir’de yaşıyor ama Pakistan’ı da eleştirmekten sakınmıyor. Raja gibi bağımsızlık yanlısı isimler konferansa davet edilmedi.

Raja’ya göre; Serdar Mesud Han’ın, Cammu Keşmir halkının birleşik mücadelesinden bahsetmek yerine sürekli nükleer savaş tehdidinden bahsetmesi de Cammu Keşmir’in Hindistan ve Pakistan arasında bölüşülmesi anlayışını yansıtıyor.

Raja’ya göre, kuşkusuz şu anda kınanması gereken öncelikle Hindistan’ın Keşmir halkına karşı uygulamakta olduğu vahşet. 5 Ağustos darbesinden bu yana bu acılı eyalette sokağa çıkma yasağı kaldırılmadı. Cammu Keşmir Eyaleti bir açıkhava hapishanesine dönüştürüldü. Üstüne, internet ve cep telefonu iletişimi de tamamen kesildi. Bunlar çok büyük kitlelerin doğrudan vazgeçilmez insan haklarını ihlal ediyor. Gerçekleri haber yapan Waqar Bhatti gibi gazeteciler Hindistan tarafından hapsediliyor.

KEŞMİR HALKLARI DİN ESASINA GÖRE BÖLÜNMEYİ İSTEMİYOR

Ne var ki, meselenin çözümü Cammu Keşmir’in Pakistan’a katılması değil, her iki devlet tarafından işgal edilen Cammu Keşmir parçalarının birleşerek bağımsız bir devlet kurabilmesi. Ayrıca Raja, Cammu Keşmir halklarının din esasına göre bölünmeyi kabul etmediğini belirtiyor:

“Birleşik Cammu Keşmir devleti, Hindistan ve Pakistan onu işgal edene değin, 1947’ye kadar var oldu. O zamandan bu yana biz kendi kaderimizi tayin etmek üzere, BM’nin söz verdiği referandumun yapılmasını bekliyoruz. Pakistan, İslam adına Cammu Keşmir’in ona katılması gerektiğini söylüyor, ama bizim %40 oranında Müslüman olmayan nüfusumuz var. İkincisi de halkımızın büyük kısmı, Hindistan ve Pakistan din esasına göre kurulmuş olsa dahi, bölgedeki bütün devletlerin bu örneği takip etmesi gerektiğini düşünmüyor.”

“Pakistan ve Hindistan, bizim ulusal sorunumuzu, din adına kendi toprak meselelerine çevirdiler. Türkiye her ne kadar çeşitli vakalarda Cammu ve Keşmir’deki Hindistan katliamlarına karşı sesini yükselttiyse de ne yazık ki Türkiye de Pakistan’ın Keşmir’e yönelik mezhepsel politikasını izlemektedir.”