Türkiye’yi de yakından ilgilendirdiği halde Almanya'da bir mahkemenin 30 Kasım 2021 tarihli kararı Türkiye basınında fazlaca yer bulmadı. Kararı alan mahkemenin yayımladığı basın bülteninden aktarımlarla, konunun detaylarına yer vermeye çalışacağım.

Frankfurt/Main Yüksek Bölge Mahkemesi, Taha el Cumali adlı IŞİD mensubunu, “Ezidi dinsel azınlığı yok etmeye” yönelik faaliyetleri sebebiyle “soykırım” suçundan müebbet hapse mahkûm etti. Soykırım suçunun, “ölümle sonuçlanan insanlığa karşı suç”, “savaş suçu işlemek ve işlenmesine yardım ve suç ortaklığı yapmak” ve “ölüme yol açan bedensel hasar vermek” gerekçelerine dayandırıldığı belirtildi.

Karara göre, Taha el Cumali Mart 2015 yılında Rakka’da IŞİD’e katıldı. Örgütün “Rukiya” biriminde sorumlu olarak çalıştı. IŞİD’in bu birimi, “şeytan çıkarma” ve “cin çıkarma” adı altında kişileri sözde “iyileştirmekten” sorumluydu. Taha el Cumali, Haziran 2015’te IŞİD’in bir mahkemesi huzurunda Jennifer W. adlı kadınla nikâh kıydı ve ayrıca Nora B. adlı Şengalli bir Ezidi kadını ve 5 yaşındaki kızı Reda’yı köle olarak satın aldı. Nora B. bu davada “davacı” olarak yer aldı.

Taha el Cumali, davacıyı ve kızını Irak’ın Felluce şehrine götürdü. Nora B. bu evde, evin tüm işlerini zorla yapan bir köle olarak çalıştırıldı. Kızı Reda, Taha el Cumali tarafından başka bir tanıdığına gecelik olarak “kiraya” veriliyordu. Yine anne ve kız Müslüman olmaya, İslami ritüellere göre ibadet etmeye zorlanıyordu. IŞİD mensubu, “kölelerini” disipline etmek amacıyla sıkça dövüyordu.

5 Yaşındaki Reda’nın Vahşice Katli

IŞİD mensubunun cezalandırma yöntemleri arasında, kızgın güneşin altında çıplak ayakla bekletme de vardı. Taha el Cumali, bir gün hastalığından dolayı altına işeyen Reda’yı cezalandırmak için avluya, kızgın güneşin altında kablo ile bağlayarak burada bir süre susuz biçimde güneşe maruz bıraktı. Zavallı çocuk, bu işkenceye dayanamayarak hayatını kaybetti. Mahkeme Reda’nın “sıcak çarpması” sonucunda öldüğünü tespit etti. Taha el Cumali, çocuğu çözmeye geldiğinde, Reda’nın bedeni çoktan kaskatı kesilmişti.

Taha el Cumali daha önce aynı cezalandırma yöntemini anne Nora B’ye de uygulamış ancak o sağ kurtulmuştu.

Mahkeme, davalının anne Nora B. ve kızı Reda’ya yönelik davranışlarının, “Ezidi dinsel azınlığı yok etmek” kastını taşıdığını saptayarak, bu cinayetin “soykırım suçu” kapsamında işlendiğine karar verdi.

Soykırım Suçuna Dair Mahkemenin Tanımı

Mahkeme, IŞİD’in Ezidileri yönelik soykırım faaliyetini şu ifadelerle tanımladı:

“’İslam Devleti (İD)’ terör örgütü, dünya çapında bir İslami halifelik kurma hedefini güttü. Bu bağlamda ‘İD’, esasen Kuzey Irak’taki Sincar bölgesinde yaşayan Ezidi dinsel azınlığı yok etmek amacıyla onlara zulmetti. Rakka (Suriye) ve Musul (Irak) ele geçirildikten sonra, ‘İD’, 3 Ağustos 2014 gecesinde, Sincar bölgesindeki Ezidi yerleşim alanlarında merkezi olarak planlanmış, organize ve koordine edilmiş bir askeri saldırı gerçekleştirdi. Yüzlerce silahlı savaşçı bu saldırıya katıldı. Binlerce Ezidi ‘İD’in eline düştü. Erkek Ezidiler İslam’a geçmeye zorlandı. Bunu kabul etmeyenler, hemen ve derhal infaz edildiler. Kabul edenler ise sürgün edildi ve zorunlu işçi olarak kullanıldı. 7 yaşında ve üstündeki çocuklar Kur’an okullarında dinsel yeniden-eğitim amacıyla eğitildiler. Bunlar 14 yaşına geldiklerinde askeri eğitim kamplarına katılmaya ve sonrasında ‘İD’ için savaşmaya zorlandılar. İnfazlara katılmaya zorlandılar, bazıları zorla yollandıkları intihar eylemlerinde yaşamlarını yitirdiler. Yaşça büyük olan kızlar ve genç kadınlar, ‘İD’ mensuplarınca alınıp satıldılar ve seks kölesi yapıldılar. Daha yaşlı kadınlar ev kölesi olarak hizmet ettiler. Özellikle Rakka şehrinde, Sincar bölgesine yönelik saldırıdan kısa süre sonra, Ezidi kızlar ve kadınların geniş ölçekli ticareti gerçekleşti”.

İşte mahkeme bu çerçeve içinde sanığı sadece köleleştirme, cinayet gibi tekil suçlardan değil, “Soykırım” suçundan mahkûm etti. Böylece Ezidi Soykırımı’na iştirak eden tüm IŞİD çete mensuplarının bu suçtan mahkûm edilmesinin de önü açılmış oldu. Tarihte Nürnberg Mahkemeleri ile Nazilerin Yahudi Soykırımı’nı mahkûm etmiş olan Almanya’nın aldığı bu karar, evrensel hukuk bakımından da örnek oluşturacaktır.

Bir Anımsatma

Eylül 2015’te Irak’ı terk ederek Türkiye’ye kaçan Taha el Cumali, Samsun’a yerleşti. IŞİD faaliyetlerine Türkiye’de devam eden Cumali, pek çok başka IŞİD’linin sınırdan kaçarak geçişini organize etti, bomba eğitimi verdi. Türkiye’de kaldığı sürece hiçbir suçlama ile karşılaşmadı. Ancak Kasım 2018’de kaçak yollardan Yunanistan’a geçince ve 16 Mayıs 2019’da yakalanınca Taha el Cumali için yargı süreci başlamış oldu. Ekim 2019’da Almanya’ya sınır dışı edildi ve burada yargılandı, soykırımdan mahkûm oldu.

Bu arada, IŞİD soykırım çetesinin Şengal’de işlediği insanlık suçlarını Kobane’de yinelememesi amacıyla, 6 Ekim 2014 akşamı bir twitter mesajı yayınlayan HDP Merkez Yürütme Kurulu üyeleri ise bir buçuk yıla yakın süredir hapisteler. AİHM Büyük Dairesi’nin bu twitlerde hiçbir suç unsuru bulunmadığını karar bağlamasına rağmen hala tutuklular.