Merkez Bankası Başkanı AKP'li Naci Ağbal geldiği gibi ansızın bir kararname ile gitti. ‘Bir hışımla geldi geçti.’ diyebiliriz. 4 aylık kısa görev süresi içinde Merkez Bankası'nın bağımsız olduğuna dair bir imaj vermek için çok uğraştı. Finans sermayesine sürekli ‘ bana güvenin’ çağrıları yaptı. %5 enflasyon hedefinin ve Bu doğrultuda yüksek faizin ’yıl sonuna kadar’ süreceğine dair teminatlar verdi. Ne var ki neticede kendisi yıl sonunu göremedi. Yüksek faizler sebebiyle AKP içerisinde sertleşen rant kavgasına bağlı olarak bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile gece yarısı görevden alındı.

‘Ağbal dönemi’ Erdoğan yönetiminin uluslararası mali sermaye yüzünü döndüğü yüksek faizlerle kemer sıkma programının uygulandığı dönem olarak anılacak. Ne var ki ilk iki ayda (kasım-aralık) yoğun biçimde para sermaye girişleri yaşanırken ocak-şubatta girişler yavaşladı. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yükselmesi ile birlikte dolar kuru yeniden 7.5 TL düzeyine çıktı. Avrupa Birliği'nin mart zirvesinden ‘yaptırım kararlarının’ çıkmayacağı da netleşince AKP bakımından yüksek faiz uygulamasını sonlandırmanın zamanı Geldi. Bu son nokta özellikle önemliydi. Zira ABD ve AB'nin olası yaptırımlarına Merkez Bankası rezervleri eksideyken yakalanmak ihtimali AKP iktidarını ürkütüyordu

Son dönemde Erdoğan'ın damadını savunan açıklamaları, Yeni Şafak'ın Naci Ağbal’ı hedefleyen manşetleri bu değişimin habercisiydi. Yeni Şafak’ta Naci Ağbal’ı eleştiren köşe yazarlarından birisi Şahap Kavcıoğlu Merkez Bankası başkanlığına atandı.

Yandaş basında çıkan eleştiri yazılarında yüksek faizlerin çare olamadığı yabancı sermaye girişlerinin yavaşladığı doların yeniden yükseldiği yatırımların aksadığı vurgulanıyordu. Ki temeldeki yapısal sorunları düzeltmeden sadece faiz artırımıyla hiçbir sorunun çözülemeyeceği doğruydu da. ‘Ağbal dönemi’nde ne işsizlik azaldı ne enflasyon düştü. Yalnız Merkez Bankası rezervleri bir miktar arttı. O çok murad edilen ‘ters dolarizasyon’ sağlanamadıysa da döviz mevduatları artmadı da. Hemen hemen aynı düzeyde kaldı . Tabii ki yandaş basının söylemediği temel gerçek ise yapısal sorunların bizzat başkancı rejimden, AKP iktidarından kaynaklandığı ydı.

Peki şimdi ne olacak? son 3 yılda Merkez Bankası'nda başkan değişiklikleri faiz politikasındaki değişikliği sinyali olmuştur. Ağbal’ın gidişi ile birlikte negatif reel faiz politikası yeniden başlayacaktır. Kavcıoğlu kademeli olarak faizleri düşürecek kademeli olarak kredi genişlemesi yeniden başlayacaktır. Zira AKP'nin rant üretimi ve dağıtımı mekanizmasının işleyişi ucuz krediye bağımlıdır. Ucuz kredi müteahhitlerin ilacıdır. Negatif reel faize geçişle birlikte banka karları da (ocak-şubattaki kısmi gerilemeden sonra) yeniden yükselecektir. Zira negatif faiz TL mevduatında para tutan vatandaşı bankalara gezdirmek demektir. Yeni dönemde dolarizasyon yine artacak bankalardaki parasının erimesini istemeyen vatandaş dövize çevirecektir. Dolar kuru yeniden yükselecek dış finansman krizi yeniden ağırlaşacaktır. Böylece Türkiye ekonomisinin 4 yıldır içinden çıkamadığı düşük faiz- yüksek kur/yüksek faiz- yüksek işsizlik sarmalı sürgit devam edecektir. Bu döngüyü anımsayalım:

2017: Kredi pompalaması. KGF parasal genişleme (GSYH %7.5 büyüdü)

2018: Mayısta ve ağustosta çifte mali kriz. Dolar 7.5 TL. MB faizleri %24’e kadar yükseltti. Ekonomide daralma

2019: Hazirandan itibaren MB üzerinde faiz düşürme baskısı. 6 Temmuz’da Murat Çetinkaya görevden alındı. Murat Uysal politika faizini 8,25’e kadar çekti. Kuru düşük tutmak için MB döviz rezervleri eritildi. Ünlü ‘128 milyar dolar’ tartışması, 2019 Temmuz- 2020 Kasım arasındaki bu dönemle ilgili. Kredi genişlemesi.

2020: Ocak-ekimde olağanüstü kredi genişlemesi. MB rezervlerinde görülmedik erime. TL’nin değerinde büyük düşüş. Talepte genişleme, enflasyonda artış. 2020’i Kasım’ı dolar 8,5 TL’ye çıkar. Mali kriz. Berat Albayrak istifa eder. MB Başkanı Murat Uysal görevden alınır, yerine Naci Ağbal atanır. MB politika faizi kademeli olarak artırılır. İşsizlik artar. Talep daralır.

2021 Mart: MB Başkanlığı’na Kavcıoğlu atanır.

Kısacası AKP iktidarı ekonominin sorunları karşısında çaresizdir gerçek işsizliğin %30 a yaklaştığı, enflasyonun yükseldiği esnafın iflas ettiği yatırımların 3 yıldır yerinde saydığı hatta gerilediği Türkiye ekonomisi tarihinin en ağır bunalımlarından birisini yaşamaktadır. Yüksek faiz politikası buna çözüm olmadığı gibi MB’na gece yarısı kararnamesi ile atanan Kavcıoğlu da çözüm olmayacaktır.