Türkiye'de dolar kuru yükseldikçe Ermenistan'a daha yaklaşmaya başlıyor. Ne alaka diyeceksiniz ama bir köşeye not edelim bunu. Tüm bu siyasi ve ekonomik kriz arasında Türkiye ilk kez Ermenistan'la normalleşme adımlarını ciddi düşünmeye başlamış gibi duruyor.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun, her ne alaka ise bütçe görüşmeleri sırasında açıkladığı karşılıklı adımlar atma gündemi Ermenistan hükümeti tarafında da hemen yankısını buldu.

Bu konuda Ermenistan hızlı adım atılması gerektiğini farkında. Karşıdan gelecek olan bir sinyalle, hemen adımları hızlandırmak ve satranç tahtasında 100 yıldır süren, Ermenistan devletini iki taraftan kıskaca alan Azerbaycan ve Türkiye coğrafyasında, sorunun çözümünün bölgede kendisini izolasyondan kurtaracak adımları atarak mat'a doğru ilerlemek gerektiğini biliyor.

Temkinli iyimserlik

Belki Türkiye, kendi geçmiş normalleşme adımlarından, (1993, 2008) kendine ders çıkarmış değil ancak Ermeniler 'temkinli diplomasi' yürütmesi gerektiğini farkında.

İki tarafın da şahinleri görünürde bu işe tabii ki karşı ancak alttan alta istedilerini biliyoruz.

1993'te Karabağ Savaşı'nın hemen ardından yine iki ülkenin liderleri arasındaki görüşme Alparslan Türkeş döneminde oldu. Dönemin Ermenistan devlet başkanı Ter Petrosyan ile yaptıkları görüşme bugün halen gündemde. 

Öte yandan 2008 yılında başlayan futbol diplomasisi sırasında da Ermenistan tarafında Taşnak Partisi 'sınır açılırsa nasıl bir teknik altyapı gerekir' çalışmaları yaptırmıştı.

Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnak Partisinin asıl adı) belki şahin gözükebilir ama aslında en temkinli ve alttan alta diasporayı da arkasına alan önemli bir siyasi yapılanma.

Şu anda Ermenistan'da savaşta aldığı yenilgiye rağmen sandıktan galip çıkmış bir hükümet var. Dolayısı ile iradeyi uygulamaya geçirecek bir hükümetten söz edebiliriz.

Öte yandan belli ki Azerbaycan da artık Ermenistan ve Türkiye ilişkisinde negatif rol oynamaktan yorulmuş. Yeşil ışık vermiş. Çünkü Türkiye bugüne kadar Ermenistan'la hep ön koşul olarak Karabağ ve Azerbaycan üzerinden bir diplomasi sürdürmeyi tercih etti.

Halen de öyle.

Olası bir Azerbaycan Ermenistan geriliminin Türkiye ve Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini baltalayabilmesi olasılığı yüksek. 

Hem diasporanın hem Ermenistan'ın kalbini kazanmış bir Türkiyeli Ermeni milletvekili olan 

Garo Paylan'ın (HDP) ARTI TV'deki benim Gamurç (Ermenice köprü) programında dediği gibi 'Temkinli iyimserlik' halinde olunması normal.

HDP Eş genel başkan yardımcısı Garo Paylan da böyle dönemlerde siyasette kısa dönemlerde açılan pencerelerin iyi değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Meclisteki milliyetçi partilerin milletvekillerinin de normalleşme sinyallerine karşı olmayan bir pozisyonda durduklarını ekleyerek bu fırsatın iyi kullanılması gerektiğini belirtiyor.

İki taraftan gelen normalleşme adımları tabii ki iki ulus devletin bürokratik sorunlarını çözecek. Ancak derin tarihi ve milli konuların çözümü şu anki konjonktürde Türkiye'de belirli bir ölçüde demokratikleşme olmadan mümkün değil.

 

Nihayetinde normalleşmeden bahsettiğimiz şu günlerde bu alanda en büyük adımları atmış kişilerden Osman Kavala halen hapiste...

Paylan, Kavala ile yaptığı son görüşmede gelişmelerden kendisini haberdar ettiğini ve Osman Kavala'nın da bu adımları önemsediğini aktarıyor:

“Türkiye ve Ermenistan ilişkileri normalleşecek ise Osman Kavala'nın da tutukluluk durumunun sona ermesi gerekiyor” diyor.

'Erdoğan'a buradan yeni bir hikaye çıkar mı?'

Türkiye'deki bu siyasi sıkışmışlığa bir adım geriden bakıldığında farklı bir perspektif verebilir bizlere...

Şöyle bakalım.

Karabağ'da hızlı bir savaş Azerbaycan'a bir 'zafer' kazandırdı. 

Ancak o topraklarda şimdi Rusya var. Çıkmaya da niyeti yok. 

Türkiye'de ise savaşa verdiği katkıdan dolayı daha da yükselen bir 'diktatörleşen yönetim' ve 'demokrasi kaybı' algısının oluşturduğu 'savaştan istenilen sonucu alamamışlık' duygusu.

Savaşla egolarını besleyemeyen bu iki devletler şimdi barışla yollarını arıyorlar. 

Azerbaycan bu normalleşme adımlarına 'izin vererek' bölgede bağlarını güçlendirmeye ve uluslar arası görünümünü düzeltmeye çalışacaktır.

Lahey Mahkemesi'nin 'Karabağ'da Ermeni kültürel mirasını yok etme ve Ermeni soyuna yapılan saldırılar konusunda doğrudan önlemler alması yönündeki' Azerbaycan'a karşı karar vermesine, Azerbaycan'ın ses çıkarmamış olması biraz bundan.

Garo Paylan'a göre Erdoğan kendisine yeni bir hikaye arıyor. Demokrasiden uzaklaştığı, ekonomide ve diplomaside kötü gidişatın tavan yaptığı bu günlerde ancak yeni bir 'barış' hikayesi iktidarını biraz uzatabilir.
Öte yandan hem dışarıda bu barışı pazarlayıp, bir yandan da içeride Türk dünyasına bağlanma hayalini satabilir. 

Varsın satsın bu hayali. 

Eğer barış getirecekse. Temkinli de olsa kabul edilebilir.

Kabul edilcek olan Zangezur koridoru değildir doğrudan.

Demokratikleşen bir Türkiye'nin bağımsızlaşan bir Ermenistan'a komşu olabilme ihtimalinin güçlenmesidir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun helalleşme açıklaması sonrasında, bu açıklamanın havada kalmaması için sivil toplumun ve halkın Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerinin

altını doldurup taleplerini hızla sıralaması gerektiğini söylemiştim.

Ancak bu şekilde 'lafında boğmak' ya da sözünde duracağından emin olabiliriz bir siyasetçinin. Yoksa bizim için hepsi oy almaya gelen birer tüccar.

İşte şimdi yapılması gereken de bu sözleri ve adımların altını doldurmak.

O yüzden her zamankinden daha fazla enerji ve çalışmaya ihtiyaç var. 

Ermenistan'la karşılıklı diplomatik ilişkilerin kurulabilmesi için adımlar atıldığında altını doldurabilecek, yarın sınır açılırsa hangi yollardan hangi araçlar geçebilir. Hangi tren istasyonları tekrar kullanılabilir diye çalışmak gerek belkide.

Azerbaycan kendi tarafındaki demiryollarının inşaa ve yenilenme işlemlerinin Ermenistan sınırına kadar olan bölümünü 2023'e kadar tamamlayacağını açıkladı bile.

Karşılıklı güvensizliği giderecek güvenli alanlar bulmalıyız.

Ermenistan Türkiye tarafından işgal edilmeyeceğinin garantisini alabilmeli.

Gerekiyorsa özel bir vize rejimi uygulayarak yapmalı bunu, ama bunun çalışmasını yapabilmeli.

Bu plan başarısız olduğunda kendisine ikinci bir yedek plan da hazırlamalı.

Türkiye de bu girdiği yoldan hızla çıkmalı ve adımları sadece bu iktidara bağlanmamalı. Kalıcılaştırılmalı. 

Geri adım atmasından caydırılmalı.

Ödevimizi iyi yapmamız gerek.

Türkiye'nin özel temsilci atadığı Washington eski büyükelçisi Serdar Kılıç ve Ermenistan'ın atadığı Ruben RRupinyan'ın doğrudan iktidarlara bağlı siyasetçiler bu da iki liderin de bu işin çözümü seviyesinde ne kadar önem verdiklerine bir gösterge sayılabilir.

Türkiye'de adım atılacak ise artık herkes biliyor, doğrudan saraydan atılacaktır o adım.

E saraya yakın bir diplomatın şu anda bu sürece dahili de süreci hızlandırabilir.

Eurovision diplomasisi

Eurovision yarışmasının sadece müzikten ibaret olmadığını artık herkes biliyor. Ama ben bu yazıyı yazarken Fransa'da yapılan 2021 Junior Eurovision yarışmasının sonuçları da açıklandı.

Ermenistan'ın temsilcisi Malena'nın zaferi sonrası Azerbaycan temsilcisi Sona Azizova, Malena'yı tebrik etti.

Şimdi iki tarafın şahinleri karşı çıkacak. Küfür edecek yine bizlere... Ama sonuçta insan kazanacak, hep nefret pompalasanız da. Ermenistan junior Eurovisionu kazandı bugün. Sahne arkasında Azerbaycan temsilcisi tebrik ediyor kendisini.

Hani Z kuşağı diyoruz ya. İşte ikisi de Z kuşağının temsilcisi olan bu iki genç beki de farkında olamdan bir diplomasi başlatmış oldular.

Öte yandan Azerbaycan televizyonu kazananı açıklamadı ve zamanında Türkiye'nin yaptığı gibi yayına ara verip görüntüleri vermedi. 2012'de de Azerbaycan'ın kazandığını hatırlattı. Birinci açıklanırken... 

Yukarıda da dedik ya sürecin baltalanması yine bu tip hareketlerle mümkün.

Ama bu Eurovision junior öncesinde Azerbaycan taraftarlarının sosyal medyada “tüm oylarımızı Ermenistan'a verelim onlar da bize versin. Gösterelim halkların kardaşlığını” kampanyalarını da gölgeleyemedi.

Seneye Eurovision Junior Ermenistan'da.

Neden olmasın daha önce futbolda başarısızlığa uğrayan diplomasi belki müzikte başarılı olur.

Azerbaycan seneye Eurovision'da Ermenistan'da olacak...

Türkiye de Eurovision'a tekrar katılmaya başlayacağını açıklamıştı. 

Kim bilir?

Temkinli iyimserlikle anormal zamanlarda normalleşmeye bir umut daha yakınlaşırız umarım.