“Ağzını açanı alıyoruz” rejimi tel tel dökülüyor, Saray iktidarını “kaybediyoruz” telaşı sarmış.

Sedat Peker’in her dokunduğu yerden pislik fışkırıyor.

Politikacısından bürokratına, “hayırsever iş insanı” kılığında dolaşan kara para aklayıcılarından, gözüne kestirdiğinin malına çöken “saygın haydut”lara; bunlara payanda olan “gazetecimsilere” kadar Saray rejiminin bütün aparatları birer birer teşhir oluyor.

Görüntülü yayınlarına ara verdi ama Peker’in attığı twitler bile ortalığı sarsmaya devam ediyor.

Henüz “Tayyip abi”siyle helalleşmese de Peker’in her bir ifşaatı toplam sonuç olarak Saray rejimini sarsıyor.

Henüz AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adını anmıyor ama attığı her adım Erdoğan rejimine vuruyor; iktidara büyük hasar veriyor.

Saray rejimi oy kaybettikçe toplumun bütün dinamiklerine “polis rejimi”yle yükleniyor.

Onur Yürüyüşü yapan LGBTİ+’lara neredeyse “düşman hukuku” uygulanarak işkenceyle gözaltı yapılıyor.

Polis hızını alamıyor, kafelerde oturanları bile yüzüstü yere yatırıp ters kelepçeyle gözaltına alıyor.

Bu saldırıdan gazeteciler de nasibini alıyor; polis uluslararası haber ajansı AFP’nin başarılı foto muhabiri Bülent Kılıç’ın boğazına dizini dayayıp gözaltı uygulaması yapıyor.

Maaşlarına zam istemek için en doğal anayasal haklarını kullanarak açıklama yapmak isteyen emekliler bile anında gözaltına alınıyor.

Türkiye siyasi, ekonomik ve sosyal krizin içinde debelenirken o kadar çok olay gözden kaçıyor ki…

İşte bunlardan biri de Hozan Cane adıyla tanınan sanatçı Saide İnanç ve kızı Gönül Örs’ün başına gelenler ve Örs hakkında verilen çok ilginç bir mahkeme kararı.

Hozan Cane, Almanya yurttaşı bir Kürt.

20 yaşındayken verdiği bir konserden sonra tutuklanmış, işkence görmüş dokuz ay hapis yatmış.

Sonra da Almanya’ya gelerek bu ülkenin yurttaşı olmuş, Köln’de Kürt Kültürü ve Sanatı Akademisi’nde çalışmış.

24 Haziran 2018’de yapılan seçimler nedeniyle HDP’nin düzenlediği bir etkinliğe katılmak için geldiği Edirne’de gözaltına alınıyor.

Sosyal medya hesaplarındaki fotoğraflar nedeniyle terör örgütü propagandasıyla suçlanıp tutuklanıyor.

PKK üyeliğinden 6 yıl 3 ay hapse mahkum ediliyor. Yargıtay kararı bozuyor.

Ardından Facebook’ta paylaştığı bir Erdoğan karikatürü nedeniyle hakkında cumhurbaşkanına hakaretten bir dava daha açılıyor. O davada da Cane’ye 1 yıl 5 ay hapis cezası veriliyor.

Yargılanması sürüyor ama esas anlatacağımız Cane’nin Almanya yurttaşı olan kızı Gönül Örs’ün başına gelenler.

2019’un Mayıs sonunda cezaevindeki annesini ziyaret etmek için Türkiye’ye gidiyor Örs.

Ülkeye giriş yaparken kısa süreliğine gözaltına alınıyor ve yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakılıyor.

Bir süre sonra “ülkeyi yasa dışı yollardan terk etmek”le suçlanıyor, tutuklanıyor, aylarca hapis yattıktan sonra serbest bırakılıyor.

Örs’ün yargılandığı dava birkaç gün önce sonuçlandı. Mahkeme Örs’e 10 yıl 5 ay hapis cezası verdi, yurtdışına çıkış yasağını da kaldırdı.

Örs’ün 10 yıldan fazla hapis cezası almasına neden olan olaya gelince…

2012 yılında Köln’de Ren Nehri’ndeki bir gezi teknesini alıkoyarak eylem yapmakla suçlanıyordu Örs.

İddianameye göre Örs dokuz kişiyle birlikte tekneyi ele geçirerek PKK lehine slogan atmış, bir bildiri okumuş ve pankart açmış.

Olayla ilgili olarak Almanya’da Örs hakkında polis tarafından açılan soruşturma sonuçta sona erdirilmiş.

Ancak “Almanlar affeder, ben affetmem” diyen “tam bağımsız ve gerçekten demokratik” Türk yargısı Örs’e terör propagandası yapmaktan 1 yıl 8 ay, hürriyeti gasp suçundan 5 yıl ve ulaşım araçlarının kaçırılması veya ele geçirilmesi suçundan da 3 yıl 9 ay hapis cezası veriyor.

Yargı Örs’e bir yandan hapis cezası verip diğer yandan yurtdışı çıkış yasağını kaldırarak “cezanı al, Almanya’ya git, bir daha da buralara gelme” mesajı vermiş.

Ama bu durum sonuçta Türkiye’de 62 Almanya yurttaşının cezaevinde bulunduğu, 54 Almanya yurttaşının da haklarında verilen yurtdışı çıkış yasağı nedeniyle Türkiye’den ayrılamadıkları gerçeğini değiştirmiyor.

Yani Türkiye’de yargı Almanya’nın Köln kentinde bir gezi teknesinde bulunan Alman yurttaşlarının hürriyetini gasp etmekten, yine Almanya’ya ait bir tekneyi Almanya’dan geçen Ren Nehri’nde ele geçirmekten yıllarca hapis cezası veriyor.

Gören de memlekette adalet fazlası olduğunu, bunu da Almanya’ya ihraç ettiğimizi sanacak.

Haksızlıktan, hukuksuzluktan, adaletsizlikten kasıp kavrulan bir memleketten sınır ötesine adalet dağıtmak her ülkeye nasip olmaz.

Bunlar hep “ağzını açanı alıyoruz” rejiminin memleketi uçurması sayesinde oluyor.

Anladınız değil mi Almanya bizi neden kıskanıyor!