Celal Başlangıç

Celal Başlangıç

Bahçeli savaş tamtamları çalıyor, Erdoğan sandık dansı yapıyor

Ne yazık ki, 6’lı masa muhalefeti, Bahçeli’nin savaş tamtamlarına, Erdoğan’ın “seçim sandığı”nın yanına “şehit tabutu” koyma planına şuursuzca ayak uydurmaya çalışıyor

“Şehit tabutu”nun yanına “seçim sandığı” koyma konusunda ustalaşmıştı Erdoğan.

Bunu hem 1 Kasım 2015 hem de 25 Haziran 2018 erken seçimlerinde denedi; başarılı oldu da.

Ama şimdi 2023’te yapılması beklenen erken ya da zamanında seçim için yeni bir deneme yapmak zorunda kaldı:

“Şehit tabutu”nun yanına “seçim sandığı” koymak yerine, “seçim sandığı”nın yanına “şehit tabutu” koymak…

Erdoğan, “tabut-sandık” ya da “sandık-tabut” denklemini özellikle 2015’ten yani “çözüm süreci”nin bitirilmesinden itibaren çok sıkı biçimde kurmuş.

Amacımız elbette “Ben daha önce söylemiştim” demek değil. Erdoğan’ın oynadığı ve artık göbekten bağlı olduğu bir kanlı “savaş-seçim denklemi”nin çoktan deşifre olduğunu göstermek. Yani görünen köyün kılavuz istemediğini ortaya koymak.

Artı Gerçek’te yazdığım “Erdoğan tabuta yaslanınca erken seçim oluyor!” başlıklı yazımızın tarihi 26 Ocak 2018.

2015-08-16-sehit-ahmetcamur-10.jpg

Yazının bu bölümünde 16 Ağustos 2015 tarihli bir fotoğraf kullanıp şu görüşleri dile getirmişiz:

“24 Temmuz 2015’te uçaklar Kandil’i bombalamaya başladı.

Artık AKP Türkiye’yi bugün de giderek ağırlaşan koşullarda yaşanan kanlı bir sürece sokmuştu.

Dikkat edin, bu tarihte henüz Türkiye’de erken seçim kararı alınmamıştı. Türkiye’nin yönetiminde, iktidarını 7 Haziran seçimleriyle yitirmiş bir AKP hükümeti vardı.

Evet, AKP’nin ‘erken seçim kampanyası’nı 20 Temmuz’da Suruç’ta yaptığı katliamla IŞİD canileri başlatmıştı.

AKP de bu başlayan kampanyayı Ceylanpınar’da öldürülen iki polisin cinayetini PKK’nin üzerine yıkarak, Kandil’i bombalayarak, Kürt kentlerinde yıkımlara yol açan bir çatışmanın içine girerek sürdürüyordu.

İşte tam bu sırada, yani AKP erken seçim kararı henüz alınmadan erken seçip kampanyasını sürdürürken, Cumhurbaşkanı Erdoğan Hakkari’de yaşamını yitiren bir Özel Harekat Komiseri’nin cenaze törenine katıldı Trabzon’da.

Yaşamını yitiren komiserin Türk bayrağına sarılı tabutunu adeta bir miting kürsüsü olarak kullanıp elini üzerine koydu ve cenazeyi kaldıran imamın yanında ‘ikinci bir imam olarak’ resmen nutuk attı cami avlusunda.

Bundan tam dokuz gün sonra, 25 Ağustos 2015’te Yüksek Seçim Kurulu, 1 Kasım 2015’te erken seçim yapılmasına karar verdi.

İktidarın yarattığı büyük bir baskı ve şiddet ortamında yapılan 1 Kasım seçimlerinde AKP tekrar tek başına iktidar olacak bir çoğunluğu elde etti.

Erdoğan’ın eli Türk bayrağına sarılı tabuta değdikten, cenazeyi bir miting kürsüsü gibi kullanmasından yaklaşık 2,5 ay sonra Türkiye erken seçime gitmişti.”

kapak-162752.jpg

26 Ocak 2018’deki bu yazımızda kullanılan ikinci bir fotoğraf vardı ve üzerinde 23 Ocak 2018 tarihi yer alıyordu.

Daha o günlerde yazının bu bölümünde şöyle demişiz:

“Erdoğan’ın iktidarı açısından bugünkü süreçte 7 Haziran seçimleri öncesi bir durum yaşanıyor.

Normal olarak 2019 Mart’ında yapılması öngörülen yerel seçimlerde AKP’nin İstanbul ve Ankara gibi kentlerde belediye başkanlıklarını yitireceği neredeyse kesin sonuçtu.

2019’un Kasım’ında yapılması beklen Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk turda Erdoğan’ın kazanmasını neredeyse hiçbir kamuoyu araştırma şirketi öngörmüyordu ve ikinci turda Erdoğan’ın yitirme ihtimalini daha yüksek görüyordu.

İşte böyle bir ortamda, 20 Ocak (2018) günü Afrin saldırısı başladı.

AKP iktidarının bu saldırı için hiçbir inandırıcı gerekçesi yoktu. (…)

Bu zamana kadar ‘Erdoğan karşıtı’ görünümlü ana muhalefet partisi CHP’nin genel merkez yönetimi ile yeni muhalefet partisi İYİ Parti Saray’ın kapısında esas duruşa geçti.

AKP, Afrin saldırısındaki haksızlığının üstünü örtmek için ‘barış’ diyen herkesi ‘terörist’ ilan etti. Sosyal medyada her ‘barış’ diyenin hala daha her gece evini basıyor, gözaltına alıyor güvenlik güçleri…

Böylece büyük bir ‘korku tapınağı’ yaratıldı bugünlerde Türkiye’de. (…)

İşte böyle bir ortamda, Afrin saldırısında yaşamını yitiren astsubayın önceki gün, 23 Ocak 2018’de cenaze töreni vardı Ankara’da.

Erdoğan, 1 Kasım seçimleri öncesinde olduğu gibi cenazeyi kaldıran imamla birlikte namaz sonrası Türk bayrağına sarılmış tabutun başındaydı.

Yine aynen elini dayadığı Türk bayrağına sarılı tabutu bir kürsü, cami avlusunu miting meydanı olarak kullandı.

Aslında bu Türkiye’de iki farklı iktidarın buluşması.

Kürtlerin sadece Türkiye’de değil, sınır ötesinde de tek bir statü elde etmesini ‘savaş sebebi’ sayan Türkiye Cumhuriyeti’nin genetik kodlarıyla, iktidarı asla kaybetme şansı olmayan; ucunda kan deryası da olsa, binlerce can da yitse iktidarını korumak mecburiyetinde olan Erdoğan’ın ortak paydasıdır Afrin saldırısı.

T.C.’nin çelik çekirdeğiyle Erdoğan’ın amaçları bir kez daha örtüştü.

Bu oyun bozulmazsa yaşanan sürecin arkası ‘erken cumhurbaşkanlığı seçimi’dir.

Çünkü artık iktidarda kalabilme gücünü kanla ve savaşla elde etmektedir.”

Nitekim de öyle oldu.

Erdoğan, Bahçeli’nin de ittirmesiyle Kasım 2019’daki Cumhurbaşkanlığı seçimini öne aldı ve Haziran 2018’de yapılan erken seçimle “tek adam rejiminin” başına oturdu.

Erdoğan geçmişte olduğu gibi....

Şimdi yine önümüzde seçim var.

Özellikle ekonominin bu denli kötü olduğu koşullarda Erdoğan geçmişte olduğu gibi önce “şehit tabutu” koyup ardına “seçim sandığı” ekleyemedi.

O nedenle Erdoğan şu anda ucu görünen “seçim sandığı”nın yanına “şehit tabutu” ekleme telaşında.

Bu nedenle de Taksim’de altı kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıyı Kuzey Suriye’de Kürtler üzerine yapılacak bir askeri harekatın fırsatı olarak değerlendirmek istedi.

Gerçi yapılan bütün hilelere, söylenen bütün yalanlara rağmen 13 Kasım’da Taksim’de patlatılan bombanın YPG ile hiçbir bağlantısı kurulamadı.

İçişleri Bakanı Soylu’nun sözcülüğünde yazılan acemice senaryo bile ellerinde patladı.

Ama Taksim saldırısını Suriye Kürtlerine yapılacak bir saldırının bahanesi olarak kullanmayı bir kez kafasında koymuştu Erdoğan.

Belli ki başta Rusya’dan ve ABD’den Erdoğan’a sınırlı bir hava saldırısı için izin verildi.

Ankara yaklaşık 10 gündür Rojova’yı havadan bombalıyor. Ancak belli ki istedikleri kara harekatı için henüz gereken izni alamadılar Rusya ve ABD’den. Bu nedenle hala “bir gece ansızın gelebiliriz” kıvranmasında.

Küçük ortağı Bahçeli de Erdoğan’ın iktidarda kalması, “seçim sandığı”nın yanına “şehit tabutu” koyabilmesi için önceki günkü grup toplantısında yaptığı gibi kesintisiz savaş tamtamları çalıyor:

“Saykıs-Pico haritasının paramparça edilme vakti gelmiştir. Dayatılan coğrafyaların sorgulanma vakti gelmiştir. Masa başında cetvelle sınır çizen sömürgeci anlayışın açtığı dipsiz kuyuların kapatılması milli varlığımız ve milli güvenliğimiz adına bir mecburiyet, bir mesuliyettir. Kandil’den Ayn El Arap (Kobane)’a kadar havadan tahrip, karadan da süpürme harekatıyla bölücü terör örgütünün kafası koparılmalıdır.”

Savaş tamtamları çalmaktan öylesine başı dönmüş ki Bahçeli’nin, Erdoğan’ın “seçim sandığı”nın yanına “şehit tabutu” koyabilmesi için yüz yıl önce çizilmiş Türkiye’nin Suriye ve Irak sınırlarını neredeyse parçalayıp atacak.

Belli ki Bahçeli’nin çaldığı savaş tamtamlarından Erdoğan’ın da başı iyice dönmüş, gerçek niyetini saklama gereği bile duymadan, Taksim’de patlayan bomba üzerinden “seçim sandığı”nın yanına “şehit tabutu” koyma fikrini açıkça ilan ediyor:

“Orada şehit edilen o üç yaşında, dört yaşındaki yavrumuzun kanını yerde bırakmayalım, derken aynı zamanda sandıkta da bırakmayalım.”

Ne yazık ki, 6’lı masa muhalefeti de Bahçeli’nin savaş tamtamlarına, Erdoğan’ın “seçim sandığı”nın yanına “şehit tabutu” koyma planına şuursuzca ayak uydurmaya çalışıyor:

“Sınırlarımızın korunması ve ulusal güvenliğimizin sağlanması dış politikada temel önceliğimizdir. Bu bağlamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve emniyet güçlerimizin canları pahasına terörle mücadele etmelerini takdir ve minnet duygularıyla karşılıyoruz. Ancak konuyu iç politikada istismar eden ve farklı toplumsal kesimleri düşmanlaştıran söylemlerin ve politikaların ulusal menfaatlerimize aykırı olduğuna inanıyoruz.” (Altılı masanın 28 Kasım 2022 tarihli ortak açıklamasından)

Evet, 2023 Türkiye için seçim yılı.

Eğer zamanında yapılırsa seçimlere yaklaşık 29 Pazar var.

Bu zamana kadar “şehit tabutu”nun yanına “seçim sandığı” denk getiren Erdoğan bu sefer “seçim sandığı”nın yanına “şehit tabutu” koyma çabasında.

Sonuç olarak geldiğimiz yer itibariyle; Bahçeli savaş tamtamları çalıyor, Erdoğan seçim dansı yapıyor, altılı masa muhalefeti de Cafer’e bez getiriyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Celal Başlangıç Arşivi