6 Haziran'da Erdoğan, partisinin en çok önemsediği projenin Kanal İstanbul'un temel atma törenindeydi. Aslında ortada Kanal İstanbul adıyla ihaleye çıkmış bir proje henüz olmasa da bir köprü projesi üzerinden Kanal İstanbul'un PR’ı yapıldı. Medya organlarında günlerce reklamlar, ilanlar döndü. Ulaştırma Bakanı kanal kanal gezip TV'den propaganda yaptı ama anlaşılan o ki ne İstanbul halkının kahir ekseriyetinin bu projeye olan mesafesi ve itirazı kaldırılabildi ne de finansman ve üstlenicilik konusunda şirketlerin endişeleri giderilebildi.

Hatta tersine Marmara’yı saran müsilaj felaketinin çevre duyarlılığını arttırdığı ve rant İstanbul projesine itirazları çoğalttığı söylenebilir. Yine CHP ve  İYİP liderlerinin bu projeye para ödemeyecekleri yönündeki beyanlarının hem bölgedeki arsa avcılarının hem de ihale ile ilgilenen şirketlerin kafalarını epey karıştırdığı görülüyor.

O kadar ki Erdoğan 19 yıllık iktidarında ilk kez iktidardan gidebileceklerini ifade ederek ’Bu paraları sizden uluslararası tahkim ile söke söke alırlar’ dedi. Bu açıklamayı belki yandaş müteahhitlerine güven vermek için yaptı ama tam tersine muhtemelen onların kafalarındaki ‘ya işler değişirse’ şüphelerini güçlendirdi. Dahası bir ‘devlet başkanı’ sıfatı taşıdığı halde kendi devletine karşı yandaş şirketlere uluslararası tahkim koruması getirdiğini itiraf etmiş oldu. Haliyle pek ‘yerli ve milli’ bir açıklama değildi.

Erdoğan burada proje maliyetini 15 milyar dolar olarak söyledi ancak ortada gerçekten tuhaf bir durum var AKP Genel Başkanı Erdoğan, Kanal İstanbul'da neden bu denli ısrarcı? Maddeleyelim:

1- Yol açacağı ekolojik yıkıma

2- Montrö Boğazlar Sözleşmesi bağlamında yol açacağı diplomatik krize

3- Finansmanının neredeyse imkansız olmasına

4- İstanbul halkının ayrımsız biçimde karşı olmasına

5- Yaratacağı deprem risklerine

6- Yapılacak iki yeni şehrin Marmara Denizi'ne yapacağı ek atık baskısına müsilaj felaketini büyütecek olmasına

7- Uluslararası doğal su yolu olan Boğazlar varken hiç bir geminin paralı su kanalını kullanmaya zorlanamayacak olmasına rağmen bütün bu saydıklarımıza (ve uzatmamak adına atladıklarımıza) rağmen Kanal İstanbul ısrarının sebebi nedir?

Kanımca Bu sorunun yanıtı AKP’nin son dönemde kent rantı üretmekte ve dağıtmakta yaşadığı tıkanmada yatmaktadır. Faizlerin yüksekliği ipotekli konut satışlarını durdurmuş bu da yandaş müteahhit tabakasını krize sürüklemiştir. % 19'luk Merkez Bankası faizi AKP içindeki rant mücadelelerini olağanüstü keskinleştirmiştir. Faizi indirmek ise TL'nin aşırı değer kaybı nedeniyle mümkün olamamaktadır. İşte Erdoğan'ın partisinin yeniden canlandırabilmesi için böyle mega çapta bir kent rantı üretme ve dağıtma projesini ihtiyacı vardır. ‘Deniz manzaralı’ veya ‘kanal manzaralı’ iki yeni şehir inşa edilmektedir. Trilyonlarca liralık bir kent rantı yaratılmaktadır. Ekonomik durgunluk ve yüksek faiz koşullarında yandaşlar bu yoldan canlandırılacaktır. Kanalın bir su yolu olarak işlevsizliği ortaya çıkacak mega-rantın yanında önemsiz bir ayrıntı sayılır. AK Parti'nin ufku kent rantına bağlı ekonomi politikaları artık tümüyle tıkanmış, iflas etmiştir.  Kanal İstanbul ısrarı bu iflasın somut bir görünümüdür.