İstanbul'da yaşayanlar sahilleri kaplayan yapışkan salyaların (müsilaj) istilasına tanık oluyorlar. Marmara Denizi'nde ekolojik bir felaket yaşanıyor. Deniz yüzeyinde biriken, dahası derinlere doğru inen müsilaj bütün deniz canlıların hayatını tehdit ediyor. Kitlesel balık ölümlerine yol açtığı gibi üremelerini de engelliyor deniz canlılarının.

Marmara Denizi'ndeki bu ‘doğa olayı’ esasen insan kaynaklıdır; kapitalist sanayinin atıklarınca tetiklenmiştir. Türkiye kapitalist sanayinin kalbini oluşturan İzmit'ten Tekirdağ'a doğru uzanan bölgede son dönemde yaşanan üretim artışına paralel olarak tırmanan sınai atık salımlarının bir sonucudur.

Kapitalizmin bugün ulaştığı ‘varoluşsal bunalım’ aşamasında hükümetler ekonomik krizleri aşmak isterken ekolojik krizlere yol açmaktadır. ABD'de Obama hükümeti 2008 krizini ‘kaya gazı çıkarımları’ ile aşmıştı. Kayaların arasına tonlarca kimyasal enjekte edilmesine dayanan bu yöntemle doğa muazzam ölçüde tahrip edilmiş ama ABD petrol ve doğal gaz üretimi büyük ölçüde arttırılmıştı. Benzer biçimde Brezilya'da da Bolsonaro yönetimi ülkeyi derinden sarsan ekonomik krizden çıkmak için Yağmur Ormanları’nı, Amazonlar'da bulunan bu eşsiz hazineyi yakarak çiftçilere parsellemişti.

AKP iktidarının mevcut ekonomik krizden çıkış için ürettiği tüm formüller de ekolojik yıkımla bağlantılı. Sanayide son aylarda yaşanan büyüme ‘ne pahasına olursa olsun büyüme’ mantığı ile yürütülüyor. Yeni istihdamdan ziyade var olan işçilerin çalışma saatlerinin artırılması ile elde edilen bir büyüme bu. Aynı zamanda çevre koruma önlemlerinin de gevşediği, sınai atıkları Marmara'ya salındığı da anlaşılıyor.

AKP'nin mevcut ranta dayalı birikim modeli temelindeki yeni projesi ‘Kanal İstanbul’un da bir çevre felaketinden yol açacağı uzmanlarca ifade ediliyor. Açılacak kanalın Marmara Denizi'nde çürük yumurta kokusuna yol açacağı Marmara'da canlı ölümlerine yol açabileceği hatta Marmara'yı ölü bir deniz haline getirebileceği belirtiliyor. Ancak bütün bunlar bu devasa rant projesine dair siyasi iktidar da en ufak bir tereddüt dahi uyandırmıyor. ‘İnadına yapacağız’ söylemiyle doğa ile inatlaşma peşindeler. Kanal İstanbul'un büyük ölçeği, yaratacağı kent rantı, verilecek ihaleler ile hem ekonomiyi canlandırması hem de AKP içinde son dönemde yaşanan rant kavgalarını dindirerek partiyi konsolide edeceği umuluyor.

Haziranda temelini atmayı hedefledikleri Kanal İstanbul da kapitalizmin ekolojik yıkımının bir örneğini oluşturacaktır. Marmara'da deniz yüzeyini ve derinliklerini kaplayan müsilaj yaklaşan daha büyük ekolojik felaketlerinde bir habercisidir.