Rus ordusunun Kiev ve Çernigiv’den (Kuzey Ukrayna'dan) çekilmesi ve Donbas bölgesinde yeniden konuşlanmasıyla, Rusya-Ukrayna savaşının ikinci etabı başladı. Neden savaş bir aşamadan diğerine geçti? Putin tarafından yapıldığı şekliyle Rusya'nın savaş planları akamete uğradığı, Rus devleti, savaş planlarında revizyona gitmek zorunda kaldığı için. Rusya'nın Ukrayna'yı toptan yutma hamlesi başarısızlığa uğradığı, böylece Rusya Ukrayna'dan koparabildiğini alma stratejisine geçiş yaptığı için. 

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, Rus ordusunun yaşadığı kayıpları “trajedi” olarak nitelendirdi. Gerçekten de ortada bir trajedi var. Zira Sovyet ordusunun (ki bugünkü 16 ülkenin bir federasyonuydu) Afganistan'da 10 yılda verdiği kayıp, 9 bin dolayında iken; Rusya'nın Ukrayna'da bir buçuk ayda verdiği kayıp 10 bini aştı. Neredeyse hiç donanması olmayan Ukrayna'nın, Rusya deniz kuvvetlerinin bir çıkarma gemisini vurması ve bir kruvazörünü batırması da bu yenilgiyi perçinledi. Aslında Kiev önünde yenilen ve geri çekilen, sadece Rus ordusu değil, dünyanın bütün otokrasileridir. Putin'in Kiev’deki yenilgisi, “ben yaptım oldu”, “bir gece ansızın gelebiliriz” yordamıyla siyaset yapan bütün otokratları derinden düşündürecektir. 

Ancak Rusya sadece kısmi bir yenilgi aldı. Ordusunu çok geniş bir bölgeye yayması, en büyük yığınağı lojistiğinin en zayıf olduğu kuzey Ukrayna'ya yapması, Ukrayna ordusunun hızla dağılacağını, Kiev'in birkaç günde ellerine düşeceğini zannetmesi bu kısmi yenilginin başlıca askeri nedenleri arasında. 

Savaşın ikinci etabında ise çatışmaların büyük oranda Donbas bölgesinde yoğunlaşması bekleniyor. Nitekim Rusya bu etaptaki hedeflerini; Donetsk ve Luhansk eyaletlerinin tamamını ele geçirmek, Güney Ukrayna'ya hâkim olmak, Kırım'ı güvenceye almak ve Moldova'ya giden bir karayolu bağlantısı açmak şeklinde ilan etti. 

Ukrayna'nın Donetsk ve Luhansk’ı geri alma umudu hemen hemen tükendi. Berdyansk’ın ve Mariupol’ün Rus ordusunun eline geçmesiyle birlikte, Azak Denizi bir Rus gölüne dönüştü. Ukrayna'nın Azak Deniziyle irtibatı kesildi. Ayrıca Kırım ve Rusya arasında kara bağlantısının kurulmasıyla birlikte, Kırım'ın da Ukrayna'ya dönme ihtimali neredeyse sıfıra indi. Yine, Güney Ukrayna'nın önemli kentlerinden Herson ve Melitopol de Rusya'nın elinde. Bu kentler Ukrayna'nın önemli sınai ve ticari merkezleriydi. 

Ancak, halen belirsizliğini koruyan pek çok nokta mevcut. Rus ordusu, Donetsk-Luhansk kuvvetleriyle birlikte, bu iki eyaletin sınırlarının ötesine de geçmeye çalışacak mı? Örneğin, Ukrayna'nın sınai başkenti ve ikinci büyük kenti olan Harkov’u ele geçirebilecek mi? Keza Doğu Ukrayna'nın bir diğer önemli şehri olan Zaporojye kimin elinde kalacak? 

Ayrıca, Güney Ukrayna’da Rus ordusunun ele geçirdiği iki önemli kentin, Herson ve Melitopol’ün, akıbeti ne olacak? Ukrayna ordusu buralarda varlık gösterebilecek mi? Bu kentleri Rusya'nın elinden alabilecek mi? 

Ukrayna'nın Karadeniz ile irtibatını sağlayan Odessa Limanı ilk aşamada Ukrayna'nın elinde kaldı. Bu aşamada, Moldova’ya bir kara bağlantısı hedefleyen Rus ordusunun Odessa’ya da saldırması mümkün gözüküyor. Odessa, Ukrayna'nın Karadeniz'de elinde kalan son limanı. Rusya, Odessa’yı ele geçirirse, Ukrayna’yı karasal bir ülkeye çevirebilir. 

Eski bir Sovyet cumhuriyeti olan Moldova, 1991'deki iç savaşın ardından ikiye bölünmüş, doğuda Tiraspol merkezli "Transdinyester Sosyalist Cumhuriyeti" kurulmuştu. Moskova'nın himayesindeki bu yönetim, bugüne kadar varlığını sürdürdü. Ancak Moldova'nın yeni liderliğinin Avrupa Birliği'ne girmek istemesi, yine Romanya devletinin Moldova'yı yutmaya dönük planları, bu ülkenin paylaşım savaşının bir sonraki hedefi olabileceğini gösteriyor. Keza Balkanlar'da da paylaşım savaşının Bosna-Hersek'e sıçraması da muhtemel görünüyor. 

Savaşın bu yeni aşamasında, müzakereler de donmuş durumda. Müzakerelere artık iki taraf da pek ihtiyaç duymuyor. Ukrayna, müzakerelere Kiev üzerindeki baskıyı azaltmak, ülke olarak varlığını koruyabilmek için ihtiyaç duyuyordu. Rusya ise Batı'nın ekonomik baskısını hafifletebilmek ve sureti haktan görünmek için müzakerelere başvuruyordu. 

Şimdi savaş, Ukrayna'yı yok etme savaşından çıkıp da amansız bir toprak paylaşımı mücadelesine dönüştüğü için, “müzakerenin” de pek bir anlamı kalmamış demektir. “Müzakere” artık savaş sahasında, topla tüfekle yürütülecektir. Putin'in savaşın hedefini ilan ederken öne sürdüğü “Ukrayna yapay bir ülkedir” belirlemesi çöp oldu ama Ukrayna'nın “var” olması onun sınırlarına ilişkin tartışmayı ortadan kaldırmıyor. Rusya, ilk hedeflerinden geri çekilse de, Ukrayna'nın etnik Rus nüfuslu bölgeleri üzerinde hak iddia etmeyi sürdürüyor. 

Rus halkı, kardeş gördüğü Ukrayna ile savaşmayı içine sindiremedi. Putin'in savaşına ikna olmadı. Bu sebeple Putin, SSCB'nin Nazi Almanya’sı üzerinde zaferini ilan ettiği 9 Mayıs günü, bir “zafer konuşması” yapmayı hedefliyor. Böylece Putin, 21 Şubat konuşmasıyla, Lenin’i, Stalin’i, Ekim Devrimi’ni ve Sovyet Birliği’ni lanetleyerek başlattığı Ukrayna savaşında, dönüp dolaşıp, yine Sovyetlerin gölgesine sığınmak durumunda kaldı. 

Putin, Ukrayna'yı ülke olarak yok edemeyince, Rusya solunun yıllardır inşa ettiği anti-Neonazi gündemiyle kendi savaşını meşrulaştırmak isteyecek. Ukrayna’da yürüttüğü emperyalist savaşı, Büyük Anavatan Savaşı’nın anılarıyla bezeyerek Rus halkına kabul ettirmeye çalışacak. Putin’in 21 Şubat konuşması, Sovyet sonrası dönemin Rus siyasi elitinin, anti-Sovyet ve Çarcı bir söylem üzerinden siyasi hegemonya inşa etme çabasıydı. 9 Mayıs konuşması ise muhtemelen bu çabanın başarısızlığının bir ispatı olacak.