Newroz gecesi; yani 21 Mart Pazar akşamı yandaş kanallara çıkan gayrı resmi AKP sözcüleri ve Saray yanaşmaları kelimenin tam anlamıyla perişan bir haldeydiler.

Yaşananları okumakta büyük zorluk çektikleri için; HDP’ye, Kürt oylarına ilişkin her türlü saçmalama hakkını sonuna kadar kullandılar.

Çünkü özellikle Pazar akşamına kadar gördükleri; Türkiye’nin dört bir yanındaki görkemli Newroz manzaralarını, ağırlıklı olarak Kürtlerin AKP-MHP iktidarına alanlardan verdiği şamar gibi yanıtı anlayıp yorumlamakta büyük zorluk çekiyorlardı.

 Söylemesi ayıptır, hemen hepsi eşekten düşmüş karpuz kıvamına gelmişlerdi.

Hele gecenin ilerleyen saatlerinde Asya borsalarının açılmasıyla özellikle doların 7.20’lerde bıraktığı TL karşısında 8.40’lara doğru fırlaması yandaş kanallardaki katılımcıları hayli zor durumda bıraktı.

Sonunda kendini “merkez” diye adlandıranlar bile ekranlarındaki döviz kuru barlarını kapattılar. Belli ki talimat büyük yerden gelmişti.

Az buçuk muhalif bazı katılımcılar TL’nin dolar karşısında bu kadar değer yitirmesinin neyin işareti olduğunu yorumlamaya kalkınca da, daha önce uyarılmış sunucular tarafından “aman bir spekülasyona izin vermeyelim” diye susturuldular.

Daha Pazar gecesinden açık seçik belli olmuştu Türkiye’nin nasıl berbat bir haftaya başlayacağı.

Aslında yaşanılan geçmiş bir haftadan sonra gelenin daha hayırlı olması da beklenemezdi.

Geçtiğimiz Salı günü TBMM’de HDP’li insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun uyduruk bir ceza üzerinden kurulan kumpasla milletvekilliği düşürülmüştü.

Hemen ardından aynı gün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Milletvekilliği düşürülen Gergerlioğlu, genel kurul salonunda başlayan, HDP grup odasında süren “Adalet Nöbeti”ni muhteşem bir direnişe dönüştürmüştü.

Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi, HDP’nin kapatılma sürecinin başlatılması sadece ulusal değil uluslararası planda da geniş yankı uyandırmıştı.

Bunun üstüne bir de İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın gözaltına alınması yaşanılan boğucu ortamda insanları iyice nefes alamaz hale getirmişti.

Cuma’yı Cumartesiye bağlayan gece Türkiye’yi gerek ekonomik, gerekse de siyasal ve toplumsal açıdan sarsacak yeni sürprizleri oldu Saray’ın.

TBMM tarafından bütün partilerin oylarıyla kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tek bir imzasıyla çıkıldığı duyuruldu.

Bu Türkiye’nin özellikle kadın hakları açısından çok büyük bir geri adım attığının ve uluslararası arenada büyük bir itibar kaybının işaret fişeğiydi.

Ardından daha dört ay önce Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan Naci Ağbal’ın görevden alındığı haberi geldi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası 1931’den bu yana geçen 85 yılda toplam 21 başkan görmüştü. Her başkanın ortalama kalış süresi dörder yılın üzerindeydi. Ancak Erdoğan yönetimindeki Merkez Bankası son 20 ayda dördüncü başkanını görecekti.

Bu da ekonomi dünyası ve uluslararası para piyasaları açısından başka boyutta bir itibar kaybıydı.

AKP-MHP iktidarı son beş günde gözünü karartıp aldığı siyasal, ekonomik ve toplumsal kararlarla Kürtlerden kadınlara, insan hakları savunucularından, ilericilere, demokratlara, muhaliflere kadar çok geniş bir kesimi sanki inadına karşısına almıştı.

Cumartesi günü sabahın köründe “Adalet Nöbeti”nde olan Gergerlioğlu Meclis’in lavabosunda sabah namazını kılmak için abdest alırken sivil polisler tarafından avlanıp yakalandı.

Hiçbir gerçeklik payı olmayan bir suç isnatından dolayı pijama terlik karakola ifade vermeye götürüldü.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın iddiasına göre Gergerlioğlu, milletvekilliği düşürüldükten sonra genel kurul salonundan grup odasına geçerken yanındakilerle birlikte “Biji Serok Apo” sloganı atmış mıydı, attırmış mıydı, yoksa bu slogan atılırken yürüyüşünü sürdürmüş müydü… Ne idüğü belirsiz bir suçlamaydı ve sosyal medya hesaplarında döndürülen, olayla ilgisi olmayan görüntülerle ortalık trollenmiş, savcılık da bilerek ya da bilmeyerek trollerin ağına düşmüştü.

Aslında temel amaç bir gerekçeyle Gergerlioğlu’nu TBMM’den çıkartıp, eylemine son verdirmekti.

Türkiye böyle bir ortamda hafta sonuna girerken beklenmedik ya da Saray iktidarının da Türkiye siyasetini ortalama bir düzeyde izleyen insanların da hiç beklemediği bir gelişme oldu.

Bir milletvekilliği düşürülen, haklarında kapatma davası açılan, en önemli kadrolarından 687’sine beş yıl siyaset yasağı istenen HDP’nin önderliğinde düzenlenen Newroz mitingleri vardı ağırlıklı olarak Cumartesi ve Pazar günleri…

HDP, Cuma’dan başlayarak Pazartesi’ne kadar 60’ın üzerinde merkezde Newroz kutlaması yapacaktı.

İlginç bir şekilde hemen hemen tüm mitinglere izin vermişti Saray.

AKP-MHP iktidarının gösterdiği hoşgörü yadırganacak kadar fazlaydı.

Üç kişinin bir araya gelip basın açıklaması yapmasını bile kendine yönelik bir darbe olarak algılayan Saray iktidarı nasıl olmuştu da Newroz mitingleri için HDP’ye hiçbir zorluk çıkarmamıştı?

2015’teki çözüm masasının devrilmesinden sonra özellikle 2016’dan başlayarak “Newroz’a kimse katılmadı” propagandası yapmak isteyen, bunun için elegeçirdiği gazeteleri ve televizyonları kullanan Saray iktidarı belli ki yeni bir oyuna hazırlanıyordu.

Zaten 2015’ten bu yana her geçen gün artan bir baskıyla karşı karşıya kalan…

On binlerce kadrosu gözaltına alınan, tutuklanan…

Eş genel başkanları, milletvekilleri, seçilmiş belediye başkanları cezaevinde olan…

Sırada daha onlarcası beklerken Parlamentoda bir üyesinin daha milletvekilliği düşürülmüş, hakkında kapatma davası açılmış ve hemen tüm kadrolarına siyaset yasağı istenen HDP’nin bu yaralı haliyle bu organizasyonun altından kalkamayacağını düşündüler muhtemelen.

Boş meydanlarda kutlanan bir Newroz’un, HDP’nin nasıl tabanını yitirdiğinin, seçmenin “terör örgütüyle arasına mesafe koymamasını nasıl da cezalandırdığının” fotoğrafını çekmek istiyordu belli ki AKP iktidarı.

Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. HDP’liler Diyarbakır’dan Aydın’a, Van’dan Denizli’ye, Manisa’dan Antep’e öyle bir coşkuyla, öyle bir kalabalıkla doldurdular ki meydanları Saray da avanesi de neye uğradığını şaşırdı.

Ankara Cumhuriyet Savcısı’nın TBMM koridorlarında aradığı “Biji Serok Apo” ise hınca hınç dolu Newroz alanlarında ortaya çıkmıştı.

Saray iktidarı HDP üzerinden demokrasi ve barış güçlerine, tüm muhalefete bir tuzak kurmuş, kirli bir oyun planını devreye sokmuş ama başta Kürtler ve kadınlar olmak üzere toplumun çok geniş bir kesimi tarafından bozulmuştur bu kumpas.

HDP’yi şeytanlaştırarak gerçeklerin karartılmasına ve toplumun manipüle edilerek yanıltılmasına izin verilmemiştir.

Saray iktidarının sadece siyasal ve sosyal alanda değil, ekonomik alanda da artık ülkeyi yönetmek basiretini tümüyle yitirdiğini gösteren bir süreç yaşanmıştır hafta sonundan hafta başına değin…

Erdoğan’ın “ben her istediğimi yaparım” anlayışıyla dört aylık Merkez Bankası Başkanı’nı görevden alması Türkiye halklarına pahalıya patlamıştır.

Erdoğan’ın bu hatası ülke insanlarını bugünkü verilere göre bir gecede en az yüzde 10 yoksullaştırmıştır.

Saray’ın gözünü karartmış tutumu, seçimi kaybedeceği korkusuyla her geçen gün artan saldırgan tutumu Erdoğan’a daha çok kaybettirmektedir.

HDP üzerindeki operasyonlarını parti kapatma aşamasına taşıyan Saray’a karşı yüz binler, milyonlar Newroz alanlarından “HDP halktır, halk kapatılamaz” yanıtını verdiler.

Son olarak HDP’ye kurmaya kalktığı kumpas Newroz alanlarında boşa çıkartılmış, Saray’ın kurmaya kalktığı kumpas ayağına dolaşmıştır.