Geçtiğimiz Ekim ayında İçişleri Bakanlığı tarafından kabul edilen bir genelge ile sivil toplum kuruluşları ile meslek örgütlerinin tüm etkinlikleri Aralık ayına kadar ertelenmişti. Covid 19 salgını gerekçe gösterilerek yapılan bu düzenleme ile Ekim ayının başlarında baroların düzenleyeceği genel kurullar ve bu genel kurullarda seçilecek olan Türkiye Barolar Birliği (TBB) delegelerinin katılımıyla gerçekleştirilecek olan TBB genel kurulu da ertelenmiş oldu. Lebaleb dolu salonlarda siyasi parti kongrelerinin düzenlendiği, Covid 19 salgınının önlenmesi konusunda alınabilecek çokça tedbirin alınmadığı ülkede sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerinin yasaklanması, baroların ve diğer meslek örgütlerinin genel kurul düzenlemelerinin ve seçime gitmelerinin engellenmesi, açıkça, kamu sağlığını korumak bahanesi ile sivil toplumu kontrol altına almak için atılmış adımlardı. Baroların genel kurullarına ilişkin hususlar Avukatlık Kanunu ile düzenlenmişti* ve bu hususlara ilişkin bir değişiklik ancak kanun ile yapılabilirdi ancak hukuk hiyerarşisi kimsenin umurunda değildi.  

1 Mart 2021 günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı kısmi açılmaya ilişkin kararlara göre en fazla 300 kişinin katılımı ile genel kurullar düzenlenecekti. Bu da belirli bir sayının üzerinde avukatın üye olduğu barolarda genel kurul düzenlenememesi anlamına geliyordu zira Avukatlık Kanunu’na göre üye sayısı 400’ün üzerinde olan barolarda üyelerin en az onda birinin katılımı ile genel kurul düzenlenebiliyor.** Örneğin Aralık 2020 tarihi itibariyle 49567 üyesi olan İstanbul Barosu’nun en az 4956 üye ile genel kurul düzenleyebilmesi mümkün ve 1 Mart kararında 300 kişi sınırı olduğu için İstanbul Barosu’nun genel kurul düzenlemesi mümkün değildi. Hal böyleyken, iktidarın yönetimlerinden epey hoşnutsuz olduğu ‘büyük’ barolarda genel kurul ve seçim düzenlenmesi mümkün değildi. Nitekim bu nedenle 41 baro ortak açıklama yaparak bu karara tepki gösterdi.  

Barolar bu tepkide haklılardı bana kalırsa çünkü 1 Mart kararına göre bazı barolarda seçimler düzenlenebilecekken bazılarında düzenlenemeyecekti ve bu karar hukuka uygun değildi. Ayrıca iktidarın siyasi parti kongrelerine bakınca dahi kararın keyfi olduğu ortadaydı. Ayrıca bazı barolarda seçim düzenlenememesi nedeniyle TBB genel kurulu da düzenlenemeyecekti ve Metin Feyzioğlu TBB başkanı olmaya devam edecekti.  

Dolayısıyla, bana kalırsa, bu keyfi sınırlamaya son verilinceye, tüm barolarda genel kurul ve seçim düzenlenmesine olanak tanınıncaya kadar hiçbir baronun genel kurul düzenlememesi gerekirdi. 41 baronun yaptığı ortak açıklamaya sadık kalınmalı ve mücadele kararlılıkla sürdürülmeliydi. Ancak böyle olmadı.  

Sonunda geçtiğimiz haftalarda bazı barolarda genel kurullar ve seçimler düzenlendi. Yeni başkanları, yönetim kurullarına ve diğer baro organlarına seçilen tüm meslektaşlarımı tebrik ediyorum bu vesileyle.  

Görebildiğim kadarıyla baroların neredeyse tamamında başkanlar ve yönetim kurullarına seçilen üyelerin çoğu yine erkek avukatlar oldu. Bu geleneği bozan tek baro Mardin Barosu oldu. Tam liste ile seçime giren Başkan İsmail Elik tekrar başkanlığa seçilirken, listesindeki 5 kadın avukat da yönetime girdi. Kendilerini bir kez daha tebrik ediyorum. TBB websitesindeki verilere göre Aralık 2020 tarihi itibariyle Mardin Barosu’na kayıtlı avukat sayısı 555 ve bu avukatların 192’si, yani yüzde 34’ü kadın. Mardin Barosu, üye kadın avukat sayısına bakılmaksızın yönetimde eşit temsiliyeti sağlamak konusunda harika bir pratiğin mümkün olduğunu gösterdi.  

Çok sayıda baroda kadın erkek avukat sayıları arasında benzer bir oran olmasına rağmen yönetimde temsiliyet konusunda tablo epey farklı oldu. Diyarbakır Barosu’na mesela TBB’nin Aralık 2020 tarihli verilerine göre 1699 avukat kayıtlı. Bu avukatların 582’si, yani yüzde 34’ü kadın. 11 Nisan günü Diyarbakır Barosu’nda düzenlenen seçimde yönetim kuruluna seçilen on avukattan yalnızca 3’ü kadın. Yani başkanı da eklediğinizde yönetimdeki 11 kişinin yalnızca 3’ü, yani yüzde 27’si kadın. Siirt Barosu’na üye avukatların da benzer şekilde yüzde 30’u kadın ama yönetim kuruluna seçilen kadın avukat sayısı yalnızca bir. Van Barosu’nun 10 kişiden oluşan yönetim kuruluna seçilen kadın avukat sayısı ise 2. Şirnak Barosu’nda ise yönetim tamamen erkeklerden oluşuyor.  

Yani toplama baktığınızda daha önce olduğu gibi bu illerdeki baro başkanlarının tamamı, yönetimdeki avukatların çoğunluğu yine erkek. Belli ki kadınların sivil toplum kuruluşlarında, meslek örgütlerinde, hele barolarda temsili konusunda verilecek uzun bir mücadelenin daha çok başındayız. Evet bu konuda daha fazla konuşuluyor artık. Başkan erkekse eğer başkan yardımcısının kadın olması neredeyse mecburi görülüyor artık. Yönetiminde kadın avukat olmayan barolar hemen gündem olabiliyor. Ama daha fazlası gerekiyor. Daha fazla sayıda kadın avukatın yönetim kurullarına aday olması, baro başkanlıklarına kadın avukatların da aday olmaları için, bunu yapabilecek durumdaki kadınları teşvik etmek ve seçilmelerini sağlamak için çok çalışmamız gerekiyor.  

Bu arada bugüne kadar aday olmuş kişilerden azade olarak şunu da söylemek istiyorum. Baroların ve başka kurumların yönetimlerinde eşit temsiliyeti sağlamak konusunda pozitif ayrımcılık yapmak gerekiyor. Ve bu benim için şunları yapmak anlamına geliyor: Daha fazla kadının aday olması için kampanya düzenlemek, liste ile seçime giren adayların listelerinde yüzde 50 kadın kotası olması için uğraşmak, potansiyel kadın adayları teşvik etmek ve benzer özelliklere sahip erkek adaylar yerine kadın adaylara oy vermek. Şunun altını çizmek isterim; pozitif ayrımcılık yapmak bana göre bazı menfi özelliklere, mesela eril bir dile ve tarza sahip olan, bazı kesimlere karşı ayrımcı bir tutuma sahip olan ya da meslek etiğine aykırı hareket ettiği ortada olan bir kişiye sırf kadın diye oy vermek anlamına gelmiyor. Mevcut tablo ne kadar eşitsiz olursa olsun bunu yapmanın iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum. Aksine bunu yapmanın kadınların mücadelesine ve kazanımlarına zarar vereceğine inanıyorum.   

Ezcümle, seçilen tüm meslektaşlara ve dostlara bol şans ve başarılar. Eşit temsiliyet için mücadeleye devam.  


*Avukatlık Kanunu 82. Madde: Genel kurul son rakamı çift olan yıllarda olmak kaydıyla iki yılda bir Ekim ayının ilk haftası içinde baro başkanının daveti üzerine gündemindeki maddeleri görüşmek üzere toplanır 

** Avukatlık Kanunu 87. Madde:  

Genel kurul, levhada yazılı avukatların yarıdan bir fazlasının katılmasiyle toplanır. (Değişik ikinci fıkra: 2/5/2001 - 4667/52 md.)  

Birinci fıkrada yazılı çoğunluk sağlanamazsa, toplantı zorunlu bir neden olmadıkça bir hafta sonraya bırakılır. Şu kadar ki, bu erteleme onbeş günü aşamaz. Bu toplantıda, üye sayısı altmışa kadar (altmış dahil) olan barolarda en az üçte bir, dörtyüze kadar olanlarda (dörtyüz dahil) beşte bir ve dörtyüzden fazla olanlarda onda bir üye katılmadıkça toplantı ve görüşme yapılamaz.