Enver Topaloğlu

Enver Topaloğlu

Şiirin krizle imtihanı…

Malum, bir süredir etkisi yoğunlaşan siyasi ve ekonomik krizin oluşturduğu koşullarda hızla yükselen enflasyon, fiyat artışı, yaşantımızda daralmaya gitmeyi zorunlu kılıyor. Bu koşullarda yalnızca yoksullaşmıyoruz, yoksunlaşıyoruz da. Daralmanın neticesi birtakım isteklerimizden, gereksinimlerimizden ödün vermek, hatta vazgeçmek oluyor.

Hızlı yoksullaşma ve yoksunlaşma önemli bir huzursuzluk kaynağı aynı zamanda. Ayrıca belirsizliği, gelecek kaygısını da büyüttüğü açık.

Hal böyleyken karşılığı merak edilecek sorunun çok olması kaçınılmaz. Bizim sorumuz şiir bağlamında… Yayın maliyetlerinin krize bağlı biçimde yükselmesi, kitap fiyatlarının okurun alım gücünü aşmasına yol açıyor. Bunun sonucunda doğal olarak okur da kitap tercihinde büyük bir sınırlama, kısıtlama yapmak zorunda kalıyor.

Yayınevleri için de acaba, bundan böyle, zaten zor olan şiir kitabı yayımlamak daha da mı zorlaşacak? Özellikle geleneksel mecrasında kalmakta direnen ve kâğıdın dokusunu duyumsamaktan, mürekkebin kokusunu almaktan ve kitabın cirmini algılamaktan vazgeçmeyen okuru temel alan yayıncılık, bu kriz koşullarında yeni şiir kitaplarını okurla buluşturmak için direnebilecek mi?

Şiir yayıncılığı hep daha çok emek, daha çok özveri gerektiren bir uğraş olmuştur. Bunun yanı sıra şiir yayıncılığına öncelik veren yayınevlerinin çoğunun da butik nitelikli, küçük sermayeli girişimler olduğu biliniyor. Bu tür yayınevlerinin en büyük işlevi de yeni isimlerin, genç kuşakların yapıtlarını okurla buluşturmalarıdır. Bu yönüyle önemli bir rol üstlenmekteler. İçinde bulunduğumuz kriz sürecinde, günden güne ağırlaşan ekonomik koşullarda acaba şiirin basılması, kitaplaşması, okurla buluşması bakımından yayınevleri için durum nedir? Ulaşabildiğimiz yayınevi yetkililerinden yıl içinde yayımladıkları şiir kitaplarıyla  ve yıl bitene kadarki yayın planlarıyla ilgili bilgi aldık. Krizden nasıl etkilendiklerini soruşturduk.

Şiirden dergisini de yayımlayan Şiirden Yayınları’nın kurucusu ve yöneticisi Metin Cengiz, krizin genel olarak yayıncılığa etkisini şöyle dile getiriyor:

"Kriz özelliklem bu sektörü vurdu. Kâğıdından tutkalına, kartonundan mürekkebine, matbaa makine araçlarına kadar göbekten dışa bağımlı bu sanayi alanında maliyet fiyatları tavan yaptı. Satışlar dibe vurdu. Matbaacılık alanında iflaslar yaşandı. Özellikle küçük sermayeli mücellit ve matbaacılar, kâğıtçılar kapandı, kapanıyor. Yayınevleri yayınlarını ya dondurdular ya da ihtiyatlı davranıyorlar. Dağıtımcılar ödeme yapmıyorlar, ödeme konusunda eskisinden daha sıkılar. Bize gelince... Görünüşte çok kitap çıkarmış gibi görünüyoruz. Ama bizim kâr beklentimiz yok. Geçimimizi yayınevinden sağlamıyoruz. Elimize geçeni yeni yayınlarda kullanıyoruz. Bu sebeplerle eskisine oranla daha az kitap yayınlamış olsak da süreklilik sağladığımız için sanki bu süreçten etkilenmemiş gözüküyoruz. Oysa ‘home ofis’ yaptığımız yayıncılık, ayakları üstünde zar zor duruyor. Özverimize bağlı bir olay. Dergiyi bile çıkarırken çok zorlanıyoruz ama dayanmaya devam ediyoruz. Daha kötüsü olursa... Umarım olmaz, umarım olmaz... Ama..." Cengiz’in geleceğe ilişkin planının anahtarını "umarım daha kötüsü olmaz" sözü oluşturuyor. Ancak cümlenin sonundaki "ama" nasıl bir sürecin içinde olunduğunu da resmediyor diyebiliriz. "Yurdum Yüzünle Başlar" (Cafer Yıldırım), "İlk Kez Dokunuyorum Bir Yıldıza" (Selenay Kübra Koçer), "Yokluğun Sesi" (Kenan Kocatürk), "İlya’ya Ağıtlar" (Lali Tsipi), "İp Üstünde Tango" (Bülent Akay), "Günah Çıkarma" (Mustafa Seyfi), "Gökyüzü Gazelleri" (Mehmet Akay),  "Cihangirli Sofist Kedi" (Aynur Karamanlı) Şiirden yayınlarının yıl içinde çıkan kitapları. Yayınevi, önümüzdeki süreçte, 2022 yılı bitmeden Müesser Yeniay’ın "Güller Yükseliyor Dumanlar Gibi" adlı dosyasının yanı sıra çevirisini Metin Cengiz’in yaptığı şu kitapları da okurla buluşturmayı planlıyor: "İki Kişilik Basit Hayat" (Adi Cristi), "Moniale Sokağı" (Valentin Talpalaru), "Gözyaşlarımın Hediyesi" (Cassian Maria Spiridon).

Şiir yayımlamak için kurulan yayınevlerinin bazıları için bir tür "şiir araştırma laboratuvarı" da denilebilir.  "Şiir yayımlamak" deyiminin kitabın yanı sıra dergiyi de kapsadığını hatırlatalım. Natama da bu tür yayın odaklarından biri. Yayıneviyle ilgili bilgisine başvurduğumuz Enis Akın, Natama'nın diğer yayınevlerine nazaran az sayıda kitap basan bir yayınevi olduğunu belirterek şunları dile getirdi: "Sadece şiir yayınlıyoruz ve genellikle dergide sürekliliği olan şairlerin kitaplarını yayınlıyoruz. Ancak, dışarıdan gelen dosyalara da açığız. Bu sene sonu itibarıyla 20'yi aşan sayıda kitaptan oluşan bir toplama ulaşacağız." Akın’ın Natama yayınları olarak ekonomik krizden nasıl etkilendiklerine ilişkin açıklamasıysa şöyle: "Ekonomik kriz karşısında Natama olarak önceliğimiz dergiyi yaşatmak oldu. Şiir dergiciliği ve yayıncılığı krizden önce de maddi anlamda ve dağıtım açısından birçok zorluğu olan bir iş, bu zorluk krizden sonra maalesef iyice katmerlendi ama bir şekilde ayakta durmaya çalışıyoruz. 2022’de Gün Ayhan Utkan’ın ‘Kırmızı Çerçi’ ve Emin Ünlü’nün ‘Kızlarla Aram İyi’ adlı şiir kitaplarını yayınladık. Önümüzdeki aylarda Gül Abus ve Davut Yücel’in şiir kitaplarını yayınlayacağız. Gelecek yıl çeviri şiir kitapları ile ilgili de projelerimiz var." 

Ağırlıklı olarak şiir kitapları yayımlamak için kurulan ve uzun süredir çıkardığı şiir kitaplarıyla modern Türkçe şiire yeni isimlerin, yeni seslerin katılmasına ön ayak olan bir yayınevi Yitik Ülke. Yıl içinde "Ağaçlar Aşağı Kalkar" (Altay Öktem), "Aynı Güneşin Altında" (Genç İsrail Şiiri Antolojisi / Çev: Gökçenur Ç.), "Otların Kalbi" (Kadir Aydemir) ve "Elemlerin Nefesi" (Serkan Türk) adlı kitapları raflarda yerini alan yayınevinin kurucusu, yöneticisi, editörü olmanın yanı sıra büyük bir özveriyle satış elemanı olarak da çalışan Kadir Aydemir içinde bulunulan kriz ortamından nasıl etkilendiklerini 2022 yılının kalan aylarında kitap yayımlamayacaklarını dile getirerek şöyle ifade ediyor: "Artan kitap maliyetleri yüzünden yayın programımız sağlıklı şekilde sürdürülemiyor. Birçok projeyi bekletmek zorunda kaldık. Belirsiz bir ortam var." Aydemir de krizin yarattığı belirsiz ortama dumanlı havaya dikkat çekiyor.

Baskı maliyetlerinin yükselmesinden büyük küçük tüm yayınevlerinin etkilendiği anlaşılıyor. Eylül ayında okurla buluşan şiir kitaplarının sayısı ve yayınevlerinin yansıyan ritmi de bunu gösteriyor. Geçmiş dönemlerde eylül ayı yayıncılar için de hem okulların açılması ve  hem de gelecek aylarda düzenlenecek kitap fuarları nedeniyle bir hayli hareketli geçerdi. O hareketliliğin hızının hayli düşmüş olduğunu birçok açıdan gözlemlemek mümkün…

İthaki yayınları yayın yelpazesi bir hayli geniş yayınevlerinden biri. Daha önceki yıllarda olduğu gibi yayınevi bu yıl da yeni kuşaktan isimlerin dosyalarını kitaplaştırmayı sürdürdü. Poetika dizisinden Ceren Biber’in "Faş"ı, A. Gülfem Özer’in "Küpeli"si, Cemed Loma’nın "Darbuka Sola"su ve Mehmet Altun’un "Misk-i Amber"i yayınevinin okurla buluşturduğu kitapları oldu. Yayınevi ayrıca İthaki dizisinden de F. Serkan Öngel’in "Dudaklarımdaki Rüzgâr"ını ve Emrullah Alp’in ödüllü dosyası "Gez Gör Menekşe"yi çıkardı. İthaki yayınlarının şiirden sorumlu editörü Devrim Horlu’nun krizin şiir ve şiir yayıncılığına etkisi konusundaki değerlendirmesi şöyle: "Kriz tüm yayıncıları etkilediği gibi bizi de etkiliyor elbette. Öte yandan İthaki Yayınları olarak yayımladığımız kitapların çeşitliliğini azaltmamaya özen gösteriyoruz. Kimi zaman bazı ertelemeler olsa da şiir konusunda ısrarımız devam ediyor."

Butik yayınevi ve butik yayıncılığın tüm özelliklerine ve koşullarına sahip yayınevlerinden biri olarak takip edilen Edebi Şeyler’in yayın faaliyetine ilişkin yayınevinin kurucusu ve yöneticisi Ali Özgür Özkarcı’nın dile getirdiği gerçek açıkça söylemek gerekirse son derece can yakıcı… Özkarcı kısaca şunu söyledi: "Şu an yayınevi entübe halde. Dolayısıyla sene sonuna değin bir planı yok."

Güncel şiirin nabzını tutan ve "şiir ortamına" yönelik birtakım atılımlarla dikkat çeken bir başka butik yayınevi de 160. Kilometre yayınları. Yayınevinden Ömer Şişman da "artan baskı maliyetlerine" dikkat çekerek 2022 yılında yalnızca iki cilt olarak Seyhan Erözçelik’in "Tüm Şiirler"ini yayımladıkları bilgisini verdi ve  2023’e kadar başka kitap yayımlamayacaklarını belirtti.

Yıl içinde Turgut Kızıldağ’ın "Hiç ve Ses"ini, İlhan Kemal’in "Hüsün Kitabı"nı, Zeytin Aydoğmuş’un "Çiçek Komutanı"nı, Nafia Akdeniz’in "Yarım İnşaat"ını, Işık Sungurlar’ın "Karşımdaki Sandalye Boş"unu, Ece Apaydın "Sonra"sını, Salih Mercanoğlu’nun "Sakınırım Taklidimden Seni Ben"ini, Altay Ömer Erdoğan’ın "Bitik"ini, Ataman Avdan’ın "Başka Zaman Dünyada"sını, Zeynep N. Tiryaki’nin "Şiir Mayasıdır Uzakların"ını, Gültekin Emre/Nur Özalp’in haikularından oluşan "Tsunami"sini, Volkan Hacıoğlu ve Erol Özyiğit’in birlikte hazırladığı "On Dakika Ara"yı (Bir Filmin Şiiri) Ömür Özçetin’in "Köpekler İstedi Diye, Menekşenin Karşısında Hatıra" kitaplarını yayımlayan Pikaresk’in krizle mücadelesini yayınevinin editörlüğünü yürüten Altay Ömer Erdoğan şöyle özetliyor: "Ekonomik kriz, bütün yayınevlerini olduğu gibi Pikaresk Yayınevi’ni de etkiledi. Kâğıt, basım, ciltleme maliyetleri, üç, üç buçuk kat arttı. Dağıtım ve nakliye-kargo masrafları da artınca, yayınevlerinin küçük bütçelerle dayanamayacakları bir döneme girildi. Peki, yayınevleri nasıl stratejiler geliştiriyor bu duruma karşı? Yayın programlarını daraltıyorlar. Baskı adedini düşürüyorlar. Satış konusunda yeni arayışlara yöneliyorlar. Pikaresk Yayınevi gibi kendi yağıyla kavrulan bir yayınevi, ekonomik baskı ve daralma nedeniyle yapabileceklerinin çeyreğini yapabildiği bir döneme girdi."

Görülen o ki şiirin kriz sürecinde sesini yitirmemesi için büyük bir direniş söz konusu. Ama elbette o meşum soru yerli yerinde duruyor. Nereye kadar ve ne kadar sürebilir bu direniş. Henüz başka bir mecra arayışına, örneğin matbudan vazgeçip PDF gibi formlara yönelim söz konusu değil gibi.

Büyük ölçekli yayınevlerinin başında gelen Yapı Kredi Yayınları'ndan Ömer Yalçın, yayınevinin 2022 yılının kalan aylarında okurla buluşturmak için hazırlığını yaptığı şiir kitabının Lale Müldür’ün "Kadınesk" adlı yapıtı olduğu bilgisini verdi. Yayınevinin geçmiş dönemlerdeki yayın listesinde şiirin daha çok payı olduğuna bakarak pekâlâ krizin büyük küçük yayınevi gözetmediği yorumunu yapabiliriz.

Kriz deyince tabii ilk akla Timur Selçuk’un ünlü şarkısı "Kriz Var" oluyor. Şarkıyı hatırlamak isteyenler bulup dinler nasıl olsa. Biz teamüllerimize ve bağlama uygun biçimde sayfanın kadrajından "şiirsiz olmaz" diyerek kısa bir şiir alıntısıyla çıkalım.

Giriş bölümünü alıntılayacağımız şiir, modern Türkçe şiirde geçiş sürecinin en başında yer alan, doğrudan değilse de dolaylı biçimde, kendisinden sonraki kuşakları etkilemiş bir şairden, Tevfik Fikret’ten. Tahmin edileceği üzere tabii ki onun "Sis" şiirinden:

 

Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı munannid,

Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid.

Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh,

Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh;

Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar

Dikkatle nüfûz eyleyemez gavrine, korkar!

Lâkin sana lâyık bu derin sürte-i muzlim,

Lâyık bu tesettür sana, ey sahn-ı mezâlim!

Ey sahn-ı mezâlim…Evet, ey sahne-i garrâ,

Ey sahne-i zî-şâ'şaa-i hâile-pîrâ!

 

Meraklısı, elbette yüz yirmi yıl önce 3 Mart 1902’de yazılan ve 1908’de, Tanin gazetesinin ilk sayısında yayımlanan şiirin hem tamamını hem de Türkçesini arayıp bulacaktır. 
Şiirin selamı üstünüze olsun!

Önceki ve Sonraki Yazılar