Hakikati arayan kitleler özgür bir basının ve bağımsız mahkemelerin yokluğunda bir suç örgütü liderinin videolarına tıklarken TL, dolar karşısında, euro karşısında eridikçe eriyor. Dolar, Damat Berat’ı istifa ettiren 8.50 düzeyine çoktan aştı, 8.70’e doğru gidiyor. Euro ise tarihsel rekorunu kırarak 10.40’ı  aştı, 10.50’ye doğru gidiyor. Kasım ayında (damat Berat'ın tasfiyesi ile) ertelenen ancak mart ayında (Naci Ağbal'ın görevden alınmasıyla) aniden sökün eden mali kriz tüm şiddetiyle devam ediyor.

Yüksek enflasyon ve yüksek faizin eşlik ettiği dış finansman krizi bu mali krizin temel özelliğidir. Türkiye'nin dışa bağımlı ekonomisinin çarklarının dönmesi için şart olan döviz girdisinde yaşanan (geçen yıl 35 milyar doları bulan) açık bütün makroekonomik dengeleri etkiliyor ve bozuyor. Sermaye maliyetlerini yükselterek yatırımları aşağı çekiyor. Sanayi işletmelerinin döviz borçlarını şişirerek onları durgunluğa doğru itiyor. Dolar-euro karşısında TL’nin sürekli erimesi enflasyonu tetikliyor. Enflasyon faiz oranlarını yukarıya çekiyor. Yüksek faiz oranı yatırımların maliyetini arttırıyor vb. Bu kısır döngü içerisinde hapsolmuş ekonomide iktidar partisinin önceliği ise yandaş müteahhitlerinin garanti ödemelerini aksatmamak, yeni projelerle kent rantı üretimi ve dağıtımını hızlandırmak yönünde oluyor. Özellikle Kanal İstanbul'un bir mega-rant projesi olarak, AKP içerisinde son dönemde keskinleşen rant kavgalarını yatıştıracağı sanılıyor. Ancak Kanal İstanbul'un da hem çok ciddi bir finansman sorunu var hem de ağır jeopolitik sorunlara yol açacağı için yapımı çok mümkün gözükmüyor.

İktidar partisi Türkiye'yi bir Alman turiste muhtaç etmiş durumdadır. Cari açığın kapatılması için yegane imkan dış ailemden gelecek turizm geliri olarak görünüyor. Bu amaçla Çavuşoğlu ‘turistin göreceği herkesi aşılamaktan’ bahsediyor. İbrahim kalın Rusya'ya, Almanya'ya giderek turist için diploması yapıyor. Tam da pandemi öncesi dönemde inşaat sektörünün çıkarları uğruna 128 milyar dolarlık döviz rezervini eriten iktidar şimdi cari açıkla başa çıkamıyor. Tıpkı geçen sene olduğu gibi bu sene de 1 Haziran'da alelacele bir açıklama ile Turizm sektörünün teşvik edileceğini sanıyorlar.

Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) bu şartlarda dolar-TL kuru için ‘adil fiyatı’ 9.5 TL'ye çekmesi kuşkusuz bir alarm sinyalidir. Zira TL'nin hızlanan değer kaybının yanı sıra ABD'de tahvil faizlerindeki artışında para sermayeleri mıknatıs gibi kendisine çekmesi doların da değerini arttırmaktadır. Merkez Bankası rezervlerindeki erimede TL'nin değer kaybını hızlandırmaktadır. Dolayısıyla 2021 yılı sonuna değil dolar kurunda, euro kurunda artışlar görülmesi son derece olasıdır. Bu artışların somut düzeyinin ne olacağını ise bugünden kestirmek mümkün değildir. Ayrıca ABD ve AB ile Ankara'nın kuracağı ilişkilerinde dış finansman krizini hafifletici ya da ağırlaştırıcı etkileri olabilecektir. Mali kriz, iç siyaseti de büyük oranda etkilemeye devam edecektir.