Her seçim öncesi gazetecilerin “milli sporu” haline gelmişti.

Seçim yaklaştıkça gazeteciler birbirine sorardı; “Bakalım nerede ne bulacaklar?” diye.

Seçime doğru ya Garzan’da petrol fışkırırdı ya Karadeniz’in derinliklerinde doğal gaz bulunurdu ya da Trakya’da jeotermal enerji kaynağına rastlanırdı.

Bazı seçimlerin öncesinde ikili üçlü kombinasyonunu da yaparlardı.

Bugünlerde “erken seçim olacak mı” sorusu sık sık gündeme geliyor.

Konuya mesafeli yaklaşanlar hemen “Hayır, olmayacak” diyor. Gerekçeleri de basit; ortağı MHP ile Meclis çoğunluğu olan, 2023’e kadar önünde uzun bir parkur olan AKP neden seçime gitsin ki?

“En kısa zamanda seçime gidecekler” diyenlerin de makul sebepleri var elbette; ekonomi battı, hem AKP’nin, hem de MHP’nin oyları güneş görmüş kar gibi eriyor. AKP’den kopan DEVA ve Gelecek partileri her geçen gün oylarını arttırıyor. İşler daha kötüye gitmeden bir kez daha seçmenden onay almaya ihtiyacı var Saray’ın.

İşte tam bu tartışmaların ortasında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan iki gün önce (19 Ağustos) öyle bir açıklama yaptı ki…

“Yarın malum Perşembe. Ardından Cuma. İnşallah Cuma günü tüm milletimize bir müjdeyi vermekle karşı karşıya olacağımızı tahmin ediyor ve buna inanıyorum. Şu anda bu müjdenin hayalleri rüyası içindeyiz. Cuma günü inşallah bu müjdeyi milletimize vermek suretiyle Türkiye’de yeni bir dönemin açılacağına şimdiden inanıyorum.”

Bu açıklamanın ardından memleketin haline bakınca insanlar hiç de iki güne kadar “müjde alacak” bir millet görüntüsü vermedi.

Borsa’da bazı şirketler çıkışa geçti. Bunların çoğu enerji şirketiydi. Dolar ile Euro bir iner gibi oldu, sonra yine çıkış trendine geçti.

Bu tablo bile Erdoğan’ın nasıl inandırıcılığını yitirdiğinin göstergesiydi. 

2005’lerin, 2010’ların, hatta 2013’lerin Erdoğan’ı olsaydı yandaşları üç gün sabaha kadar uyumaz, bilinmeyen müjdenin kutlamasını yapardı.

“Vizesiz Avrupa” vaadi bile o dönem bugün Erdoğan’ın açıklayacağı “müjde”den daha büyük bir heyecan dalgası yaratmıştı.

Görüldüğü üzere bugün “vizeli Avrupa” bile hayal olmuş durumda.

Hâlâ Erdoğan yanlısı olanlar bugün heyecan duymak yerine “Reis gene bir numara çeviriyor” sükunetindeler. 

Erdoğan karşıtları ise özellikle sosyal medyada işi iyice makaraya vurdular.

“Libya’da petrol bulduk” diye dalga geçenler bile vardı.

Elbette ciddi ciddi “bu müjde ne olacak ki acaba” diye kafa yoranlar da vardı.

“Yerli ve milli otomobil”e çoktan İtalyan dizaynı, İngiliz şasesi, Alman motoru takmıştık.

“Yerli ve milli savaş uçağı” zaten hayaller ötesi bir vaat olarak 2010’lardan sonraki bütün seçimlerde pazarlanıyordu. AKP bu konuda “yalancı çoban”a dönmüştü.

Geriye kala kala en yeni “müjde” olarak “Doğu Akdeniz’de petrol ya da doğal gaz bulduk” kalıyordu.

Ancak bu çok erken bir “müjde hayali” olarak görülünce hemen vazgeçildi ve gözler Karadeniz’e çevrildi. Herkes hemen hemen bu konuda hemfikir oldu; her seçim öncesi doğalgaz bulunan Karadeniz’de bir kez daha doğalgaz bulunmuştu.

Eğer bugün Erdoğan “müjde” olarak Karadeniz’de doğalgaz bulunduğunu açıklarsa herkes ağzı dışında münasip bir yeriyle gülmeye hazır.

Doğu Akdeniz’de ya da Karadeniz’de bulunan bir doğal gaz, petrol ya da maden yatağı açıklaması yarattığı “rüya”nın bile büyük bir “hayal” kırıklığı olacak.

Çünkü bu zamana kadar bu türden açıklamaları ya Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Genel Müdürleri ya da Enerji Bakanları yapardı.

Böyle bir şeyi açıklamanın bugün Erdoğan’a kalması, bir hükümet sistemi olarak Cumhurbaşkanlığının ne kadar küme düştüğünün de göstergesidir.

Elbette bazıları da “Yoksa Erke Dönergeci mi” diye alaycı bir tebessümle soruyordu.

Malumunuz, 21 Kasım 2006’da İstanbul’daki Swissotel’de yapılan görkemli bir basın toplantısıyla “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir ürün olarak Erke Dönergeci” tanıtılmıştı.

Kimler yoktu ki basın toplantısında… Bilim insanından çok emekli generaller katılmıştı.

Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, emekli Orgeneral Necati Özgen, emekli Orgeneral Kemal Yavuz, emekli Orgeneral Fikret Boztepe, emekli Korgeneral Köksal Karabay, Kara Kuvvetleri eski Komutanı Muhuttin Fisunoğlu, eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Rasim Betil, Çetin Uğural, Tuncay Özkan…

Toplantıdan tanıtılan “çağın buluşu”ydu. Hiç enerji kullanmadan enerji üretecek olan bu dönergeç, Türkiye’yi enerji bağımlılığından kurtaracaktı.

Bir şirketin 2006 yılında bulduğu bu makina bir yıl içersinde seri üretime geçecekti.

Bu “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı” buluş fizik profesörü Erdal İnönü’nün kafasına hiç yatmamıştı:

“Böyle bir şey olamaz. Gazetede gördüğüm kadarıyla ilanda ‘Enerjiyi yaratıyoruz’ diyorlardı. Olmayacak bir şey. Eğer enerjiyi yaratmak iddiasındalarsa bunun imkanı yok. Çünkü ‘Enerji yaratılmaz, yok edilmez, yalnızca şekil değiştirir’ şeklinde ifade edilen ‘enerjinin korunumu’ yasasına ters düşüyor. Yakıtsız enerji üretilmesi fizik yasalarına tamamen ters.”

Ergenekon davasında dinlenen Gazeteci Alper Görmüş, “Darbe Günlükleri” ile ilgili soruların ardından kendisine yöneltilen Erke Dönergeci’nin tanıtım toplantısına ilişkin bir soruyu şöyle yanıtlamıştı:

“Erke Dönergeci isimli bir buluşla alakalı olarak 21 Kasım 2006 tarihinde gazetelerde tam sayfa ilanlar verilmişti ve bir toplantı yapılacağı söyleniyordu. O dönemde bu toplantıya Tuncay Özkan’dan birçok emekli generale kadar katılmıştı. Bu benim dikkatimi çekmişti. O yönde yorumlar yazılmıştı. Bunun başka bir faaliyetin örtülü bir yorumu olduğuna ilişkin çeşitli yayınlar da yapıldığı, ancak ben bu konuda erk iktidar demek olduğu için ilginç geldi. Kaotik gündemi değiştirmek amacıyla böyle bir toplantı düzenlendiğini düşünüyorum.”(Kaynak: 16 Ocak 2007, Cumhuriyet Gazetesi)

Saray iktidarı da “takkeli Kemalizm”i pek sevdiğine göre neden olmasın?

Coronavirüs salgınından tutulamayan döviz kurlarına, tarihi rekor kıran işsizlikten gırtlağa kadar batılmış dış borçlara, bütçe açığından dış politikadaki yalnızlaşmasına kadar ağır bir kriz süreci yaşayan Erdoğan bakalım bugün hayırlı Cuma namazından sonra saat 15.00’te şapkadan tavşan çıkartabilecek mi?

Ancak görünen o ki millet yaşadığı ekonomik krizden, siyasi baskılardan, geleceğinin belirsizliğinden dolayı yeni bir müjde alacak halde bile değil.