Avukatlığın ve avukatların çözüm bekleyen bazı sorunları - 1



Artı Gerçek

Türkiye gibi bir ülkede sınavlar yoluyla ne kadar haksızlık yapılabildiğini bildiğimden bunun iyi bir çözüm olacağından emin değilim.


Son haftalarda bazı yazılarımda ve katıldığım programlarda iktidarın baroların seçim sistemlerini değiştirmek yerine avukatların birtakım sorunlarına çözüm araması gerektiğini söylemiştim. Şimdi size biraz o sorunlardan bahsetmek istiyorum. Bu haftaki yazının konusu avukat olabilme koşulları ile ilgili. Bir sonraki yazının konusu ise genç avukatların geçinmekle, mesleğe tutunmakla ilgili sorunları ve bu sorunlara çözüm bulunabilmesi için Adalet Bakanlığı, barolar ve ‘meslek büyüklerinin’ yapabilecekleri şeylerle ilgili. Çok sayıda avukatla görüşerek hazırladığım yazıların devam etmekte olan tartışmalara yapıcı bir katkıda bulunacağını umuyorum. Görüşlerini ve önerilerini paylaşan meslektaşlarıma da tekrar teşekkür ediyorum.

Türkiye’de avukat olabilmek için bir hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra 6 ayı adliyede, 6 ayı da en az 5 yıl kıdeme sahip bir avukatın yanında geçirilen toplam bir yıllık staj programını tamamlayıp bir baroya kaydolmak gerekiyor.

Meslekle ilgili sorunlar ilk olarak hukuk fakültelerinde başlıyor. Türkiye’de kimi devlet üniversitesine kimi ise vakıf üniversitesine bağlı olan 133 hukuk fakültesi var. Bu hukuk fakültelerinin toplam öğrenci kontenjanı ise 80 bin civarında. İnanılmaz, değil mi! Türkiye’de Aralık 2019 verilerine göre 127.691 avukat var ve bu sayıya her yıl binlerce yeni avukat ekleniyor.

Avukatların mesleklerini iyi bir şekilde icra edebilmeleri için her şeyden önce hukuk fakültelerinin kontenjanlarının düşürülmesi; ayrıca hukuk mezunlarının alternatif mesleklere yönelmeye teşvik edilmesi gerekiyor. Birçok fakültenin akademisyen kadrosu ve fiziki koşulları oldukça yetersiz. Fakültelerde iyi bir eğitimin verilebilmesi için gerekirse bazı fakültelerin birleştirilmesi, yani bazılarının kapatılması gerekiyor. Genel olarak da hukuk fakültelerinin birçoğunda verilen eğitimin gözden geçirilmesi gerekiyor.

Mevcut sistemde ve hele ki son yıllarda ülkenin muhtelif yerlerinde ve bazı özel üniversitelerde açılan hukuk fakültelerinden mezun olmak pek zor değil. Üstelik mesleğin icrasına dair hemen hiçbir şey öğrenmeden mezun olabiliyor avukat adayları. Bir yıllık staj, avukatların mesleğin icrasını öğrenmeleri için büyük bir fırsat aslında ancak birçok avukat adayı için staj kâğıt üzerinde kalan bir program. Özellikle adliyelerde savcılar ve hâkimlerle yapılan staj, tarafların karşılıklı olarak imza atmalarıyla geçen bir 6 ay oluyor genellikle. Ben bu 6 aylık sürecin daha fazla ciddiye alınması ve verimli geçmesi halinde hem avukat adaylarının mesleğin icrasına yönelik bilgilerinin artacağına, hem de adliyelerdeki iş yükünün azalacağına inanıyorum.

Sonraki 6 ay bir avukatın yanında çalışılarak geçiriliyor ancak birçok avukat adayı bu süreci de kâğıt üstünde tamamlayabiliyor. Stajı ciddiye alıp avukatın yanında mesai yapan stajyerin ise işi pek kolay değil. Stajyerlerin bir sosyal güvenceleri yok. Ücret de almıyorlar. Bu konuda büyükşehirlerde durum biraz farklı. Stajyerlere genellikle bir miktar resmi olmayan ödeme yapılıyor ve stajyerler genç avukatlar gibi çalıştırılıyorlar. Resmi olarak veya gerçekte hiçbir ücret almayan stajyerler TBB’den kredi alabiliyorlar ancak bunu bir süre sonra faiziyle beraber geri ödemeleri gerekiyor. Bizim zamanımızda yoktu ama şimdi stajyerlerin zorunlu sağlık sigortası var ancak bunların primleri de düzenli olarak ödenmiyor. Anlayacağınız stajyer olmak öğrenci olmaktan beter bir şey. Zira size artık meslek sahibi insan gözüyle bakılıyor ancak burs bile almıyorsunuz; cebinizde yol paranız dahi olmuyor.

Hâkim ve savcı adayları devletten, bugün itibariyle 6000 TL civarında maaş alırken, sigortalanırken; stajyer avukatların devletten herhangi bir ücret almamalarının, sigortalarının olmamasının haksızlık olduğunu düşünüyorum. Tamam, birisi memur, diğeri değil ama mademki kanuna göre avukatlar bir kamu hizmeti icra ediyorlar, o halde onlar da eğitimleri süresince sigortalanmalı ve bir miktar ücret almalılar.

Bu arada avukat adaylarının staja başlayabilmeleri için baroya bir ücret ödemeleri gerekiyor. Bu ücretin de kaldırılması için bir şeyler yapılması gerekiyor.

Staj programı tamamlandığında herhangi bir sınavdan ya da mesleki yeterlilik testinden geçmeden tüm adaylar avukat oluyorlar ve bir baroya kaydoluyorlar. İşte bu nedenle her yıl binlerce yeni avukat mesleğe kolaylıkla başlayabiliyor. Sanırım zaman zaman dile getirilen ancak bir türlü hayata geçirilmeyen bir yeterlilik sınavına ihtiyaç duyuluyor zira bunu çok sayıda hukukçu dile getiriyor. Türkiye gibi bir ülkede sınavlar yoluyla ne kadar haksızlık yapılabildiğini bildiğimden bunun iyi bir çözüm olacağından emin değilim ancak fakülteyi ve stajı tabiri caizse sallayarak bitiren birinin mesleğe başlamasının engellenmesi için de bir yol bulunması gerektiği ortada. Kaldı ki birçok ülkede de hukuk fakültelerinde eğitim ve staj programları çok ciddiye alınıyor ve ancak bir yeterlilik sınavından geçtikten sonra adaylar avukatlığa başlayabiliyorlar.

Stajını bitirip avukatlık yapmaya hak kazanan birinin mesleğe başlayabilmek için bir baroya kaydolması ve avukatlık ruhsatı alması gerekiyor. Bunun için de hem baroya hem de Türkiye Barolar Birliği’ne hatırı sayılır bir ücret ödemesi gerekiyor. Bu ücretleri ödemekte çok sayıda insan büyük zorluklar yaşıyor.

Avukatların ekonomik sorunlarının daha büyükleri ise serbest avukat olarak mesleğe atıldıkları aşamada başlıyor.

Bu sorunlar da bir sonraki yazının konusu olacak.
 

YAZARIN TÜM YAZILARI