Geçen haftaki yazım regl ‘meselesi’ hakkındaydı. Evet, normal şartlarda dünyadaki insanların yarısının yaşadığı, tamamen biyolojik bir döngü olan reglin bir mesele olması gerekmiyordu. Normal şartlarda işte. Regl hakkında bilgi eksikliğinin, reglden kaynaklı olarak kadınlara yönelen önyargıların ve ayrımcılığın olmadığı şartlarda. Maalesef hal böyle olmadığı için regl diye konuşmamız gereken bir ‘mesele’ var 21. yüz yılda. Hâlâ…  

Önceki yazımda reglle ilgili başka sorunların yanı sıra, ‘regl sancısı çeken ama acı çektiğini söylediğinde kendisine inanılmayan, şımarıklık yaptığı düşünülen, acısına tam olarak bir tedavi de bulunmayan kadınlar’dan bahsetmiştim. Bu hafta bu konudan, yani regl sancısından ve anlaşılmamaktan bahsetmek istiyorum zira bu konuda epey bir bilgi eksikliği ve yaygın bir duyarsızlık olduğunu düşünüyorum.  

Farklı kaynaklara göre kadınların en az yüzde 70’i regl olmadan önce ve regl sırasında çeşitli semptomlar yaşıyor. Premenstrüel Sendrom (PMS), yani Adet Öncesi Gerginlik Sendromu olarak adlandırılan bu semptomların bazıları fiziksel, bazıları ise psikolojik. Halsizlik, uyku bozukluğu, memelerde hassasiyet ve ağrı, tatlı yeme isteği, ödem, mide rahatsızlıkları, sık idrara çıkma, ishal, kas-eklem ağrıları, dalgınlık, konsantrasyon güçlüğü, ruh hali değişiklikleri, ağlama krizleri, huzursuzluk, akne, depresyon sıklıkla görülen semptomlar olarak tanımlanıyorlar. Bazı kadınlar regl döneminde libidolarının arttığını söylerken, bazıları aksini yaşıyor. Bu semptomların tamamına regl öncesi günlerde ve regl sırasında kadınların hormonlarında yaşanan değişimler sebep oluyor. Ve hormonların değişim seviyesi ve kadınların etkilenişine göre kadınlar bu semptomları farklı düzeylerde yaşıyorlar. Yani bazı kadınların bunları hafif, bazılarının ise çok ağır yaşamalarının sebebi var.  

Hayatlarını bu kadar zorlayan semptomları yaşayan kadınların bazıları bir de ağır regl sancıları ve yoğun kanama yaşıyorlar. Kadınların biraz da nazlandıkları için sancım var diye yakındıklarını düşünür bazı insanlar oysa sancının varlığı ya da seviyesi kadından kadına değişiyor ve sancı bazen kadının günlük hayatına devam etmesini imkansız hale getiriyor. Önceki yazıda regl olmadan önce rahim içi duvarın kalınlaştığından ve o dokunun dışarı atılması gerektiğinden, böylece reglin gerçekleştiğinden bahsetmiştim. İşte rahim içi duvarın rahat bir şekilde dökülebilmesi için prostaglandin isimli bir hormon salgılanıyor. Rahmin kasılmasını tetikleyen bu hormon, regl kanamasından birkaç gün önce salınmaya başlıyor ve regl kanamasının başlamasının ardından 1-2 gün sonra azalmaya başlıyor. Prostaglandin hormonu ne kadar fazla salgılanırsa, regl sancısı da o kadar fazla oluyor.  İşte bu nedenle bazı kadınların regl döngüsü hafif ağrılarla geçerken, bazılarınınki adeta işkenceye dönüşüyor. İşkence derken abartmıyorum, emin olun. Gecenin bir saatinde sancıyla uyanabiliyorsunuz. Banyoya yetişecek, sıcak duş alacak kadar bile hareket edemeyebiliyorsunuz. Yoğun sancı nedeniyle yerde iki büklüm kalmışken, soğuk ter döküp sırılsıklam olurken, acının etkisiyle kusmaya başlayabiliyorsunuz. Acının bu kadar yoğun olmadığı günlerde dahi karnınıza bir şey sokuluyor ve çevriliyor, karnınızın içinde bir alet içinizi yara yara ilerliyor gibi hissedebiliyorsunuz. Ayaklarınız feci şiş ve ağrı içindeyken biri bassa, vursa, kesse rahatlasam diye düşünebiliyorsunuz. Migreniniz varsa o tetiklenebiliyor ve durum gerçekten tahammül edilemeyecek hale gelebiliyor.  

Bunları, bunların daha azını ya da fazlasını yaşayan çok sayıda kadın var. Regl olduğunuzda neler hissediyorsunuz diye sorduğum kadınlardan bazılarının cevapları şöyle:  

“Ben regl dönemimde fazlasıyla duygusal oluyorum, kırılgan tavırlar sergiliyorum ve agresifleşiyorum maalesef. Regl döneminde değil de olma zamanıma yakın tatlı istiyor canım. Fiziksel olarak ilk iki gün çok yoğun sancılarım oluyor; adeta bıçaklanıyormuşum hissini yaşıyorum. Sol ayağımda kas ve eklem ağrısı, kasıklarımda ağrı, belde yanma ve ağrı hissediyorum. Midem hassaslaşıyor ve bulantı oluyor.” 

“Duygusal anlamda ben çok tutarlı olmuyorum regl olduğumda ani ağlamalar yaşayabiliyorum yalnızlık hissine bürünebiliyorum. Daha önce düşük yapmadım ama sancılı geçtiğinde hep aklıma düşük geliyor böyle bir sancı olduğunu düşünüyorum.” 

“Regl olmak denince aklıma müthiş ağrılar, bununla beraber mide bulantıları, alınması gereken ağrı kesiciler, ha bir de aşırı ağrıya dayanamayan vücudumun bazı aylarda bunların beraberinde getirdiği bayılmalar geliyor.” 

“Ben regl döneminde ruhsal olarak; aşık olduğum adamı bile dövmek istiyorum diyeyim siz anlayın. Fiziksel olarak; karın, bel ve feci şekilde ayak ağrısı çekiyorum ilk üç gün ve kanamam çok fazla olduğundan evden çıkmak istemiyorum.” 

“…Regl ağrısı benim tüm hayatımda belirleyici olmuştur hep. Örneğin, dostlar buluşmasında … ben regl isem kesinlikle mazur görülürüm. O zamanlarda aranmam çünkü tek çözüm uzun süreli ağrıdan yorgun düşüp uyumak. Yani görünmez bir iş göremez raporum var. Keşke resmiyette tanınabilse!  

Fizyolojik olarak doğal olan bu sürecin bir işkenceye dönmesi ve her ay buna maruz kalacağını bilmek oldukça yorucu… Ağrı geldiği an kabus başlar, evdeysen sıcak çoraplar giyilir, bele sıcak poşular sarılır ve işkence. … keskin kısa ya da uzun aralıklı sancılar değil benimki. Yaygın, kesintisiz, anlamsız, bana göre tabi tarifsiz ağrı. Böbreğim, belim, kasıklarım, kaba etim ve bacaklarım tarif edemediğim o ağrıya teslim. Ağrıdan kıvranıp ta ki yorgun düşüp uyuyana kadar. Uyandıktan sonra daha dayanılır ağrılara alışma durumu regl benim için. Tabi bu ağırlara baş ağrısı da dahil. Bunlara mide bulantısı, gaz ve ishal eşlik ediyor. Yazdıkça kendime daha çok üzülüyorum… Zamansız yerlerde yakalanmak, toplu taşımada, sınavda, işte vs…” 

Kadınlar genellikle regl sancılarını tarif etmekte zorlansalar da bana bu şekilde anlatmaya çalıştılar. Çok teşekkür ediyorum hepsine bana verdikleri cevaplar için. Kadınların tarif etmeye çalıştıkları bu sancılar regl başlamadan günler önce başlayabiliyor ve reglin sonuna kadar devam edebiliyor. Bu da bazı kadınların ortalama olarak her ay bir hafta-on gün boyunca acı çekmeleri demek. Düşünebiliyor musunuz? 

Regli sancılı geçen kadınların önemli bir kısmı regli oldukça kanamalı bir şekilde geçiriyor. Bu da günlük hayatı, işe, okula gitmeyi daha da zor bir hale getiriyor. Sık sık tuvalete gitme, hijyen ürünlerini değiştirme ihtiyacı duyan, giysilerine, yatağına, oturduğu yere kan bulaştı mı stresi yaşayan kadınlar için o günler daha da zor geçiyor. İşe gitmek, toplantılara katılmak, hele seyahate çıkmak filan büyük streslerin yaşanmasına yol açıyor.  

Ahval pek çok kadın için böyle olmasına rağmen, bu sancıları ve yoğun kanamayı önlemek veya durdurmak için özel bir tedavi yok maalesef. Sancılarınızın olduğu günler boyunca, hatta regl döngüsü başlamadan önce, birkaç adet ağır ağrı kesici alarak ve dolayısıyla midenizi delerek ayağa kalkacak hale gelebiliyorsunuz. Öyle sıradan ağrı kesici ilaçların hiçbiri ağır regl sancılarını durdurmuyor yalnız. Regl döneminiz boyunca şöyle bir avuç apranax, dolorex filan almanız gerekiyor ki ağrılarınız azalsın. Tabi bu kadar ilaç alırken zaten regl sendromu yaşadığınız için yaşadığınız sersemlik ve dalgınlık bir hayli artıyor. Küçük veya büyük kazalar yaşamaya epey elverişli hale geliyorsunuz. Doktorların regl sancılarını ve yoğun kanamayı önlemek için bir diğer önerisi doğum kontrol hapları kullanmak. O hapları kullanırken ağrılar ve kanama neredeyse tamamen yok oluyor ancak o hapların da kadın bedenine ve psikolojisine sayısız başka zararları var. Belirli bir yaştan sonra kullanmanız da mümkün değil zaten. Geriye sıcak duşlar, sıcak su torbaları, bitki çayları filan kalıyor. 

Bu tip sancılar ve semptomlar yaşamayan kişilerin, hatta kadınların bile bu sancıların ne düzeyde yaşanabildiğini tahmin etmeleri zor. Regli böyle ağır geçmeyen bazı kadınlar dahi şikayetlerin psikolojik olduğunu düşünebiliyorlar. Bir arkadaşıma regl olduğunda neler yaşıyorsun diye sorduğumda verdiği cevabı bu duruma örnek gösterebilirim.   

“regl süreci biraz psikolojik galiba... bende iştah yada besin seçimini etkilemiyor.. birkaç arkadaşım migrenlerini tetiklediğini söylüyor.. bende migrene de etkisi olmuyor.. ama halsizlik ve ağrı tabii ki 2-3 gün günlük yaşantıyı etkiliyor...” 

Erkeklerin birçoğu da gözlemleyebildiğim kadarıyla bu durumun abartıldığını düşünüyor. Cem Yılmaz bir gösterisinde regl sendromu yaşayan kadınlarla dalga geçerken, aslında toplumun önemli bir kesiminin duygularına tercüman oluyor. Yılmaz, kadınlarla dalga geçmekle kalmıyor, bahsettiği başarılı kadın pilotların işlerini reglken yaparken nasıl zorlanmış olabileceklerini de göz ardı ediyor. Anlatılmayan, gündem olmayan şey, yok farz ediliyor.  

Empati yaparak kadınların halini anlamaya çalışmak pek mümkün görünmediğine göre, bütün insanlar, özellikle erkekler, hayatlarının birkaç gününde dahi olsa regl sendromu ve sancılarını yaşasalar ve böylece bunları yaşayan kadınların halini anlayabilselerdi keşke. Erkeklerin regl sancısının nasıl bir şey olduğunu anlayabilmeleri için birkaç genç erkekle şöyle bir şey yapılmış aslında. Erkekler vücutlarına bağlanan bir cihaz yoluyla farklı düzeylerde regl sancısı yaşıyorlar. Ve “gıdıklanıyor gibiyim” diyerek tepki verdikleri regl sancılarının seviyesi arttıkça “bu gerçekten acı verici”, “nefes alamıyorum”, “kadınlar buna nasıl dayanıyorlar”, “böyleyken nasıl işe gidebiliyorlar”, “ah kadınlar, üzgünüz” diyecek noktaya geliyorlar.

Videodaki bir erkeğin “kadınlar böyleyken nasıl işe gidebiliyorlar” sorusuna cevap vermek isterim yeri gelmişken. Doğrusunu isterseniz regli sancılı ve/ya yoğun kanamalı geçen kadınlar reglken dışarı çıkmak, mümkünse işe gitmek, seyahat etmek istemiyorlar. Yani epey bir hasta olduğunda insanlar nasıl hissediyorlarsa, aynen öyle hissediyorlar. Ancak yaşadıkları sendroma ve ağrılara rağmen normal hayatlarına, işlerine devam etmek zorunda kalıyorlar zira mevzuatta ve uygulamada regl izni diye bir şey yok. “Bugün evden çalışayım” dediğinizde size anlayış gösterecek işveren sayısı da pek fazla değil doğrusu.  

Bu konuda bir yasal düzenleme olmamasına rağmen kurumların bu konuda kararlar almaları mümkün aslında. Türkiye’de ilk olarak İzmir Barosu kadın çalışanlarına her ay 1 günlük regl izni verme kararı aldı. İzmir Barosu’nu Dersim Belediyesi takip etti. Ancak koca ülkede bu iki kurumdan başka, kadınlara bu hakkı tanıyan bir kurum hala yok gibi görünüyor.  

İşte böyle. Bazı kadınlar regl nedeniyle adeta perişan haldeyken dahi işlerini yapmaya devam etmek zorundalar. Yetmiyor, kadınlardan ev işlerini ve tüm ‘vazifelerini’ olduğu gibi yapmaları ve hiç ama hiç şikayet etmemeleri bekleniyor. Ve tüm bunlar yaşanırken kadınların bir de aman regl oldukları anlaşılmasın, giysilerine bir şey bulaşmasın diye stres yaşamaları gerekiyor.  

Bazı erkeklere göre her ay yaşanan bu durum karşısında ne yapılabilir ki. Bu konuda konuştuğum erkeklerin çoğu regl deyince kadınların yaşadıklarından ziyade reglin kendilerini etkileyen boyutuyla ilgili cümleler kuruyorlar. Onlar için de zordur eminim ama erkekler kadınlara bu sıkıntılı dönemde eşlik etmekte dahi zorlanırken, bu sıkıntıları bizzat yaşayan kadınlar için durum ne kadar zorlayıcı ve ağır olmalı. Bunu bir düşünmeliler bence.  

Hal böyleyken, biraz empatiye ve sorgulamaya yol açması umuduyla geçen yazımda sorduğum soruları tekrarlamak isterim. Her ay regl olan kişiler eğer erkekler olsalardı tablo aynı olur muydu? Erkekler regl sancısından yataktan çıkamaz hale gelmelerine rağmen bu sancılara yönelik ciddi bir tedavi geliştirilmemiş olur muydu? Erkeklerin bu acıları abarttıkları düşünülür, onlarla dalga geçilir miydi? Erkeklerden bu kadar acı çekmelerine rağmen hayatlarına hiç ama hiç şikayet etmeden olduğu gibi devam etmeleri beklenir miydi?  

Hiç sanmıyorum…